MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1186 E., 2025/130 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/61 E., 2023/94 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde, Konya İli, ... İlçesi, ... Mah, 37535 ada, 2 parsel sayılı taşınmazda 335926/1072594 payı bulunan muris ...'nun sağlığında bu arsa üzerine bina yapımı için davalı ... Ltd. Şti. ile 28.12.2015 tarihinde düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, anlaşma gereği, arsanın %51'lik kısmı bina yapımı için davalı ... Dış Tic. Ltd. Şti'ye devredildiğini, davalı şirketin bu arsada diğer paydaşlardan pay toplamadan ve inşaat yapımı için girişimde bulunmadan kötü niyetli olarak müvekkilinden aldığı payı bir başkalarına devrettiğini, davalı şirketten pay alan kişilerin tapuda küçük bir araştırma yaptıklarında bu yerin davalı tarafça sonradan iktisap edildiği ve müvekkili üzerinde pay kaldığını tespit etmeleri ve bu yerin kat karşılığı sözleşme ile devredildiğini öğrenme bilme ihtimalleri olduğu halde, kötü niyetli olarak bu arsadan pay devraldıklarını, murisin 17/09/2017 tarihinde vefat ettiğini, mirasçı olarak davacıların kaldığını, davalı ... Ltd. Şti'nin sözleşme gereği edimini ifa etmediği gibi muristen aldığı arsa payını da bir başkalarına devrettiğini, bu işlemlerden sonra davalı şirket üzerinde pay kalmadığını, davalı şirketin bina inşa edeceği bu arsada 36 ay içerisinde müvekkiline dairelerini teslim etmesi gerektiği halde; tapuyu devraldıktan sonra 2 yılı aşkın süre geçmesine rağmen inşaata başlanmadığı gibi davalı adına başka borçlarından dolayı 1 milyonun üzerinde taşınmaza haciz konulduğunu, Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2019/740 ve Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2019/741 esas sayılı dosyalarda davalı şirket borcu sebebiyle haciz konulduğunu, borçlu şirketin bu arsa üzerine bina inşa etmesinin hukuken de fiilen de mümkün olmadığını ileri sürerek, müvekkilinden vekalet alan davalı yapımcı şirketin aldığı vekaletname ile müvekkillerinin murisinden kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ifa imkanı olmadığından sözleşmenin feshi ile bu sözleşme gereği davalı şirkete ve onun tarafından da diğer davalılara devredilen müvekkillerinin murisine ait payın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına iştirak halinde tesciline, arsa üzerindeki murise ait bina yıkıldığı için bu sebeple uğranılan zararların tazmini için sair haklarını saklı tutulmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı tutulmasına, taşınmaz üzerine konulan haciz şerhlerinin kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Konya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/127 Esas sayılı sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde; Konya İli, ... İlçesi, ... Mah, 37535 ada, 2 parsel sayılı taşınmazda hisseleri bulunan müvekkilleri ... ve ...'nın bu arsa üzerinde bina yapımı için davalı ... Ltd. Şti. ile kat karşılığı daire yapım sözleşmesi imzaladıklarını, müvekkillerinin dava konusu taşınmazdaki hisselerini davalı yükleniciye devrettiklerini, ancak davalı şirketin kötü niyetli olarak müvekkillerinden aldığı payları davalılara devrettiğini, davalı ... Ltd. Şti'nin sözleşme gereği edimini ifa etmediği gibi müvekkillerinden aldığı arsa payını da başkalarına devrettiğini, kötü niyetli olarak bir kaç el değiştirdiğini ve taşınmaz üzerine hacizler konulduğunu, davalı şirketin taşınmazda inşaat yapmasının mümkün olmadığını 2 yılı aşkın süredir inşaata dahi başlanmadığını ileri sürerek davalı şirket ile imzalanan sözleşmenin feshi ile müvekkillerine hisselerinin tapuda kayıt ve tesciline, taşınmaz üzerine konulan haciz şerhlerinin kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/516 Esas sayılı dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde; Konya İli, ... İlçesi, ... Mah, 37535 ada, 2 parsel sayılı taşınmazda payı bulunan muris ...'nun bu arsa üzerine bina yapımı için davalı ... Ltd. Şti. ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, anlaşma gereği arsanın % 51'lik kısmı bina yapımı için sözleşme gereği davalı şirkete devredildiğini, davalı şirketin bu arada diğer paydaşlardan pay toplamak yerine inşaat yapımı için girişimde bulunmadan kötü niyetli olarak müvekkillerinin murisinden aldığı payı bir başkalarına devrettiğini, yapımcı şirket ile bu şirketten bağımsız bölüm satın alıp karşılığında tapudan pay alan davalılar aleyhinde Konya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/61 esas sayılı dosyasında sözleşmenin feshi ve tapu iptali ve tescil davası açtıklarını ileri sürerek, müvekkillerinin murisi ile aynı taşınmazda paydaş olan arsa sahiplerinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yaptıkları devirlerin olup, olmadığı devir varsa yapımcıya karşı herhangi bir dava açılıp açılmadığı yönünde davalı paydaşların beyanının alınması ve varsa davaların birleştirilmesine esas olmak üzere bu davanın Konya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/61 esas sayılı dosyası ile bileştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı... Dış Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin dava konusu taşınmazdaki hisseyi bedelini ödeyerek aldığını, davacıların iddia ettiği gibi herhangi bir şerh, kısıtlama ya da arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini içeren kayıt bulunmadığını, davacıların mağduriyetinin sebebinin müvekkili olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin geçersiz olduğunu, arsada mevcut diğer paydaşların davalı yüklenici şirketle sözleşme imzalamadıklarını, diğer hissedarların yüklenici ile sözleşme yapmadığını veya yapılmış sözleşmeye muvafakatlarının bulunmaması sebebiyle dava konusu sözleşmenin geçersiz olduğunu, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin iş bu davanın dışında iyiniyetli üçüncü şahıs olduğunu, davalı yükleniciden yapacağı yeri değil parselden arsa payı satın aldığını, sahibi olduğu payın büyük bir kısmını da davalılardan ... Ltd. Şti'den aldığını, müvekkilinin yaptığı araştırma ve dava konusu parselde devam eden bir çalışma olmadığı için yatırım amaçlı çıplak arsa satın aldığını, satın aldığı şirketlerle fiili ve organik bir bağının olmadığını, müvekkiline satış yapan şirket yetkililerine davayı ihbar ettiklerini savunarak, davanın ... ve ...'e ihbarına, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle fesih talebinin reddine, davanın müvekkili yönünden esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... San ve Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı ... Ltd. Şti'den devraldığı taşınmazın tapu kayıtlarında devir tarihi itibariyle kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığına dair herhangi bir şerh bulunmadığını, müvekkilinin bu durumu bilme ihtimali de bulunmadığını, davacı tarafın üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini ve 3. kişilere karşı ayni hakkını ileri sürme imkânını yitirdiğini, müvekkilinin tapu siciline güven ilkesi gereğince taşınmazı aldığını, devir işleminde herhangi bir hukuksuzluk bulunmadığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazda 13.10.2015 tarihinden bu yana hissedar olduğunu, müvekkilinin payını hiç kimseye devretmediğini, müvekkilinin davacı ile davalı ... Ltd. Şti arasında imzalanan sözleşmeden haberdar dahi olmadığını, iddia edilen sözleşmede taraf olmayan iyiniyetli müvekkiline husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, iddia edilen sözlemenin tüm paydaşlarla yapılmadığından geçersiz olduğunu, sözleşme geçerli olsa dahi dava yolu ile sadece sözleşmenin tarafı olan fakat davada taraf olmayan hissedarlara sözleşmenin feshine muvafakat etmeleri bakımından husumet yöneltilebileceğini, sözleşmenin tarafı olmayan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacılar ile davalı ... Ltd. Şti arasındaki sözleşmeden haberi olmadığını, söz konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tapuya şerh edilmediğini, davacı tarafın üzerine düşen edimini yerine getirmediğini ve 3. kişilere karşı ayni hakkını ileri sürme imkânını yitirdiğini, dava konusu taşınmazlardan hacizlerinin bulunduğu taşınmazın icra dosyası borçlusu ve davalı ... Ltd. Şti üzerine kayıtlı olup tapu siciline güven ilkesi gereğince taşınmaz üzerine taraflarınca haciz konulduğunu, yapılan icra işlemlerinde herhangi bir hukuksuzluk bulunmadığını, müvekkili ile davacılar arasında husumet bulunmadığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, dava açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...davacıların murisi ... ile davalı şirket ... Ltd. Şti. arasında Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığı, birleşen Konya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin davacıları ile de davalı şirket ... Ltd. Şti arasında adi yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığı, bilindiği üzere arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri tüm arsa sahiplerinin katılımıyla tanzim edilmesi gerektiği, yapılan araştırma sonucunda bilirkişi raporuna göre sözleşme imzalamayan arsa maliklerinin bulunduğu bu nedenle sözleşme yapan arsa malikleri açısından sözleşmenin geçerliliği bulunmadığı, davalı şirket tarafından inşaata başlanılmadığı anlaşıldığından, davalı şirket ile arsa sahipleri arasında tanzim edilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin geçersiz olduğunun tespitine denilerek yetinilmiştir.
Tapu kaydına göre asıl dosya davacılarının devrettiği toplam hisse miktarının 1.713,22 m² olduğu, birleşen Konya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi davacılarının devrettiği toplam hisse miktarının 245.74 m² olduğu, ... Ltd Şti tarafından devredilen toplam hissenin 1958,90 m² olduğu, aktif hisse miktarı olarak da ... adına kayıtlı 1.930 m² hisse olduğu, ... adına kayıtlı 20 m² hisse olduğu ve ... Ltd. Şti adına kayıtlı hissenin 8,90 m² hisse olduğu anlaşılmıştır.
Sözleşmenin geçersizliğin tespitine karar verildiği durumlarda herkes verdiği şeylerin iadesini isteme hakkına sahiptir. Davalı taraflar iyiniyet iddiasında bulunmuş ise de, dava konusu taşınmazda yüklenici şirketin hisse topladığı ve arsa üzerine inşaat yapacağının anlaşıldığı, davalıların arsa paylarını şirketten satın aldıkları, davalı şirketin aldığı hisselerin çoğunu yakın zamanda ...'e devrettiği, dinlenen tanık beyanlarına göre de davalıların hisseleri almaları durumunun iyiniyetli gerçekleşmediği, resmi senet ile taşınmaz değeri arasında fahiş farkın bulunduğu arsaları satın alan davalıların ödemelerini ispatlayamadığı, davalıların piyasayı iyi bilen kişiler olduğu dolayısıyla dava konusu taşınmazın sözleşme karşılığı devredildiğini, avans olarak verildiğini bilebilecek kişilerden olduğu bu nedenle iyiniyetli olmadıkları kanaatine varılarak, davalı şirketten arsa payı alan davalılar adına kayıtlı taşınmaların tapu kayıtları iptal edilerek sözleşme öncesi arsa sahib hisseleri eski hale getirilmiştir.
Davalı ...'nun arsa sahibi olduğu, 284,02 m² hissesini 22/02/2016 tarihinde ... Ltd. Şti'ye sattığı ardından ... tarafından hissesi tekrar kendisine devredildiği sırada 0,06 m² fazla hisse devredildiği, taşınmazdaki hisselerin sözleşme öncesinde getirilmesi nedeniyle Mehmet üzerine kayıtlı 0,06 m² hissenin de iptaline karar verilmiştir.
Bilirkişi raporunda birleşen Konya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası davacılarının hisse miktarlarının hesabına sehven yanlışlık yapıldığı bu yanlışlığın mahkememizce giderilebilir olduğu anlaşıldığından Ahmet Başçı yönünden 107.544,80 TL, Ramazan Başçı yönünden108.706,40 TL olarak değer alınmıştır.
Arsa sahipleri adına davanın açılması mahkememiz tarafından istenildiği, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi talebinin tüm arsa malikleri uyarınca yapılması gerektiği fakat sözleşme yapmayan arsa malikleri de olduğu anlaşıldığından sözleşmelerin geçersizliğinin tespitine karar verildiği, dolayısıyla davalı olarak görünen arsa malikleri yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamıştır.
Taşınmazda hissesi olmayan ... Ltd. Şt. Adına da dava açılmış ise de, söz konusu kişinin ara malik olduğu, kötüniyetin ispatı açısında davada yer alması gerektiğinden husumet yönünden bir aykırılık görülmemiştir. Ayrıca ... Ltd. Şt. yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamıştır.
Tapu iptal tescil kararı verildiğinde arsa sahiplerinin icra dosyalarındaki borçtan sorumlu olmayacakları ..." gerekçesiyle asıl dava ve birleşen davaların kabulü ile; taraflar arasında tanzim edilen .... Noterliğin 28.12.20 15... sözleşmesinin ve adi yazılı 13/02/2018 tarihli kat karşılığı daire yapım sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespitine, Konya ili, ... İlçesi, ... Mah. 375 35... parselde kayıtlı davalılar, ... üzerine kayıtlı 1.930,00 m² hissenin, ... adına kayıtlı 20,00 m² hissenin, ... Ltd Şti adına kayıtlı 8,90 m² hissenin, ... adına kayıtlı 0,06 m² hissenin iptali ile, -1.713,22 m² hissenin davacılar ..., ..., ..., ... ve ... adına elbirliği mülkiyeti ile tapuya kayıt ve tesciline, -123,53 m² hissenin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, -122,21 m² hissenin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, Konya 12. İcra Müdürlüğünün 18.01.20 19... /741 sayılı ve Konya 12. İcra Müdürlüğünün 21.01.20 19... /740 sayılı yazıları ile davalı ... tarafından davalı ... Ltd. Şti. aleyhine konulan ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili, davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı ... Dış Tic.Ltd.Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinde arsa sahibi tarafından yükleniciye, onun tarafından da üçüncü kişilere pay devri yapılmış olsa dahi bu devirlerin gerçek bir satış olmayıp avans niteliğinde olduğu ve sözleşmenin geriye etkili feshi halinde tapu paylarının talep halinde 6098 sayılı TBK’nın 125/son maddeleri gereğince arsa sahibine döneceği, 3. kişilerin iyiniyet savunmalarının dinlenmeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu parselin imar uygulaması görmüş farklı paydaşların parselde malik olduğu bir taşınmaz olduğunu, müvekkilinin imar uygulaması görmüş parselde pay satın alması, satın aldığı paydaşların farklı olması, parsel üzerinde inşaat emaresinin bulunmaması, tapuda şerh olmaması sebebiyle ve şirket adına işlem yapan vekillerin beyanları doğrultusunda davalı adına da vekaleten yapılmış alımların iptalinin mümkün olmadığını, iyiniyetli olarak farklı paydaşlardan yatırım amaçlı arsa payı aldığını, gerekçeli kararda kötüniyetli olduğunun davacılarca ispat edilemediğini, kötü niyetinin somut şekilde de açıklanmadığını, genel ifade ile yetinildiğini, müvekkilinin taraflar arası sözleşmeyi bilen ve bilebilecek birisi olmadığını, davalı ... lehine tanık anlatımlarının dikkate alınmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi, tapu iptal tescil ve hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verebilecektir (HMK m. 353/1-b/1). Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma yapılmaksızın istinaf başvurusunun reddine karar verilebilmesi için dosyanın tekemmül etmiş bulunması, başka bir anlatımla, İlk Derece Mahkemesi tarafından toplanan delillere göre istinaf başvurusunda bulunan taraf ya da tarafların itirazının incelenip denetlenerek bir kanaate varılmasının mümkün bulunması zorunludur. Bir başka deyişle, İlk Derece Mahkemesi kararında hiçbir eksiklik veya yanlışlık olmadığı duruşma açılmaksızın anlaşılabilecek kadar açık ve netse, bu kapsamda bir değerlendirme yapılabilecektir. Ayrıca, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebilecektir. Diğer taraftan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/3. bendi kapsamında delil olarak bir eksiklik tespit edilmesi ve bu eksikliğin duruşma yapılmadan tamamlanmasının mümkün olması halinde, bu eksikliğin giderilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde de istinaf başvurusunun b/1. bendi kapsamında reddine karar verilebilecektir.
İlk Derece Mahkemesi kararında, davalı taraflar iyiniyet iddiasında bulunmuş ise de, dava konusu taşınmazda yüklenici şirketin hisse topladığı ve arsa üzerine inşaat yapacağının anlaşıldığı, davalıların arsa paylarını şirketten satın aldıkları, davalı şirketin aldığı hisselerin çoğunu yakın zamanda ...'e devrettiği, dinlenen tanık beyanlarına göre de davalıların hisseleri almaları durumunun iyiniyetli gerçekleşmediği, resmi senet ile taşınmaz değeri arasında fahiş farkın bulunduğu arsaları satın alan davalıların ödemelerini ispatlayamadığı, davalıların piyasayı iyi bilen kişiler olduğu dolayısıyla dava konusu taşınmazın sözleşme karşılığı devredildiğini bilebilecek kişilerden olduğu bu nedenle iyiniyetli olmadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişken, asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili, davalı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı ... Dış Tic.Ltd.Şti. vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin aksine, güncel içtihatlar uyarınca, üçüncü kişilerin kötü niyetli oldukları değil; devirler avans payı devri kabul edildiğinden, iyiniyet savunmalarının dinlenmeyeceği gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HGK’nın 24.02.2010 tarihli, 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “...Yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir...”. Kararın gerekçesi ile hüküm sonucu çelişkili ise tarafları, adalete uygun karar verildiği ve yargılamanın adil yapıldığına ikna edebilecek, mantıksal tutarlılık taşıyan kanuna uygun verilip, yazılmış yasa yolu denetimine elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.
Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve Yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder (Örnek; Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 11.01.2017 tarihli, 2016/4164 Esas, 2017/118 Karar; 08.10.2019 tarihli, 2019/2679 Esas, 2019/3826 Karar). Belirtilen nedenlerle gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratılmaksızın hüküm kurulmalıdır.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesi değiştirilerek yazılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği kabul edildiğine göre, HMK'nın 353/1-b/2. bendi gereğince kararın gerekçesi düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekir. Bu husus gözden kaçırılarak, HMK'nın 353/1-b/1. bendine istinaden "başvurunun esastan reddine" karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle, diğer temyiz itirazları bu aşamada incelenmeden hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.2025 tarihli, 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş; hükme karşı istinaf başvurusunda bulunan yüklenici şirket dışındaki davalıların, tapu sicilinde mülkiyeti devraldıkları anda, TMK'nın 1023. maddesi anlamında korunması gereken iyiniyete sahip olmadıklarını yani tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini bildiklerini veya bilmeleri gerektiğini ispata yarar delillerin ibrazı için davacı arsa sahiplerine verilecek makul süre neticesinde oluşacak sonuca uygun karar verilmesinden ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi