MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1604 E., 2025/1806 K. : ...
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2025/241 E., 2025/607 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/7 Esas ve 2019/160 Karar sayılı 21.05.2019 tarihli kararı nedeniyle davalı şirketten alacaklı olduğunu, bu kararın Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/3320 Esas, 2023/601 Karar sayılı 14.03.2023 tarihli onama kararı ile kesinleştiğini, kesinleşmiş kararda ve Yargıtay kararında belirlenen ve müvekkilinin davalı şirketten olan vekalet ücreti alacakları için .......... Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün 2023/34688 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve borçlu şirkete örnek 4-5 icra emrinin tebliğ edildiğini, davalıya tebliğ olunan icra emrine rağmen davalının bu borçlarını ödemediğini, İİK'nın177/4. maddesinde "İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse" alacaklının borçlu hakkında doğrudan doğruya iflas talebini ileri sürebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle mahkemeye müracaatla İİK'nın 177. maddesi kapsamında davalı borçlu şirketin iflasına karar verilmesi gerektiğini, davalının doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafa usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen yasal süresinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yasal düzenlemeler gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğu, ilama dayalı takipte icra emrinin borçlunun kendisini vekille temsil ettirdiği ilam kapsamından açıkça belli olup icra emri vekile gönderilmesinin usule uygun olduğu, icra takip dosyasında borçlu vekilinin vekaletnamesinin bulunup bulunmamasının da sonuca etkili olmadığı, icra emrinin dayanak ilamda yazılı davalı borçlunun vekiline usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı borçlunun süresinde takip konusu borcu ödemediği, davalı borçlunun takip konusu borcu eldeki davanın açılış tarihinden ve istinaf karar ilamı ile kaldırılan hükmünün karar tarihinin 30.09.2024 tarihi olduğu dikkate alındığında borçlunun borcunu mahkememizin ilk kararının verilme tarihinden sonra icra dosyasına yatırıldığı, davacının dava tarihi itibarı ile eldeki davayı açmakta haklı olduğu, davalının ise bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davacının iflas talebi hakkında konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının davayı açıldığı tarihteki haklı olduğu, bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili şirkete icra emri tebliğ edilmediği için dava açılmadan önce ödeme yapılamadığını o sebeple dava açılmasına müvekkilinin sebep olmadığını o sebeple yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmaması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, alacaklının borçlusunun doğrudan doğruya iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.