(765 S. K. m. 59, 80, 342, 503, 522) (647 S. K. m. 4) (5237 S. K. m. 7, 43, 50, 62, 157, 204) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık Ç. D. hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine ilişkin Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.6.2002 tarihli hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık savunmanı tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C. Başsavcılığından kısmen onama ve kısmen bozma isteyen tebliğname ile 4.12.2003 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Sanık savunmanının yasal süreden sonraki duruşmalı inceleme isteğinin REDDİNE,
1-) Katılan vekilinin, 25.04.2000 tarihli dilekçesinde suça konu senetleri T.D.'in ciro ederek borcuna karşılık verdiğini, ödeme yapılmayınca Tayfun'la görüştüklerini ve onun senetleri kendisinin düzenlediğini belirttiğini açıklaması, sanığın savunmalarında; kendisinin şirketin %1 payına sahip olduğunu, diğer ortağı olan G. E.Ç.'un, oğlu olan T.'avekaletname verdiğini, şirket işlerinin Tayfun tarafından yürütüldüğünün, bilirkişi incelemesine esas alınan el yazı ve rakamlarını içeren dilekçenin ise başka bir kişi tarafından yazılıp, kendisi tarafından imzalandığının ileri sürülmesi karşısında; Mahkemece katılan M. C. E. A. kollukta bildirdiği ev ve işyeri adreslerinden aranarak, gerekirse vekilinden bulunduğu yer sorulduktan sonra, çağrılarak suça konu senetlerin, ne şekilde, kim tarafından ciro edildiği açıklattırılmadan, sanığın yazı ve rakam örnekleri alınıp, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmadan sahtecilik suçundan; senetlerin alış veriş sırasında mı yoksa önceden doğan borçla ilgili olarak mı verildiği araştırılmadan da dolandırıcılık suçundan yazılı şekilde hükümlülüğüne karar verilmesi,
2-) Kabule göre de;
a) Sanığın sübutu halinde eylemlerine uyan 765 sayılı TCY.nın 342/1, 80, 59/2; 503/1, 522/1, 59/2 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddelerine göre, hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 204/1, 43/1, 62/1; 157/1, 62/1 ve 50. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında sanık yararına olması ve 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yeniden değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
b) Hükümden sonra yürürlüğe giren 4806 sayılı Yasa ile TCK'nun 30. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca, para cezalarında bin liranın artıklarının hesaba katılamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık Ç. D. savunmanının. temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 18.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy