(765 S. K. m. 339) (3568 S. K. m. 47)
Sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık ve tutuklu H.A. ve arkadaşlarının bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda: Kısmen beraatlerine ve kısmen mahkumiyetlerine ilişkin Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.7.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi O yer C. Savcısı ile sanıklar savunmanları tarafından istenilmiş olup, sanıklar H.A, E.K ve KK savunmanları duruşma dahi talep etmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından bozma isteyen tebliğ name ile 4.12.2003 tarihinde daireye gönderilmekle tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
C. Savcısının TCK nun 313. maddesine aykırılık suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyizi bulunmadığı kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve takdire göre C.Savcısının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun ve takdire dayalı bulunan, sanık N.AD. hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından; sanık E.K hakkında sahtecilik suçundan verilen beraat kararlarına ilişkin hükümlerin tebliğ nameye kısmen aykırı olarak ONANMASINA,
Sanıklar H.A, E.K, KK., Ö.E., AB. ve M.Y. savunmanları ile C.Savcısının adı geçen sanıklara ve sanık N.ç.ye yönelik temyizine gelince;
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler, uyulan bozma ve sanıklar H.A, E.K ile KK. için duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunmalar doğrultusunda yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Serbest muhasebeci olarak çalışan sanık H.A ile dosyası ayrılan BT.nin ve bu kişilerin azmettirmesi sonucu sahte belgeler düzenleyen ve kullanan sanıklar KK, N.Ç., O.E., M.Y. ve AR nin eylemlerinin 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 47. maddesi aracılığıyla TCK nun 339. maddesinde yazılı suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,
2- İsmi kullanılan fırına sayısı kadar sahtecilik suçunun oluşacağı ve bu bağlamda belge sayısı gözetilerek her bir suç için ayrıca TCK nun 80. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Sanık E.K nın diğer sanıkların dolandırıcılık suçuna bilerek katıldığına dair kanıtların nelerden oluştuğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan yüklenen suçtan mahkümiyetine karar verilmesi,
4- Sanık M.Y.nin dolandırıcılık suçunda TCK nun 65/son maddesi aracılığıyla 64/l. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
5- Kabule göre de;
Sanıklar AB., Ö.E., KK ve H.A hakkında dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, 16.4.2001 gününde katılan bankadan tahsiline kalkışılan 45.718.419.015 Liranın zincirleme oluşan suçun bütünü içinde değerlendirilmesi ve sağlanan haksız çıkarın tamamına eklenerek ağır para cezalarına hükmedilmesi gerekirken, sadece bu para için TCK nun 61.maddesi ile uygulama yapılarak saptanan değer üzerinden eksik ağır para cezası verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, C. Savcısı ile sanıklar H.A, E.K, KK, Ö.E., AB. ve M.Y. savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ve Av. M.C.E., Av. R.H. ve Av.Y.R nin duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanıklar H.A., E.K ve KK için duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükmün kısmen tebliğ name gibi BOZULMASINA ilişkin oybirliği ile alınan karar 25.02.2004 günü Yargıtay C. Savcısı R.Ö.nin katıldığı oturumda, sanıklar savunmanlarının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.
Full & Egal Universal Law Academy