(765 S. K. m. 71, 503, 522) (5237 S. K. m. 43, 207)
Dava: Sahtecilik, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suçlarından sanık H. Satı ve H. Arslan haklarında yapılan duruşma sonunda; sanık Haluk hakkında 4616 sayılı Yasanın 1/4 maddesi gereğince kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine, sanık H.'nın mahkumiyetine ilişkin S. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.11.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından bozma isteyen 16.1.2004 tarihli tebliğname ile 17.2.2004 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Katılan vekilinin, sanık H. Aslan hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan açılan kamu davasının 4616 Sayılı Kanunun 1/4 maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararına ilişkin temyiz isteğinin, suç niteliğine yönelik olduğu anlaşıldığından, temyizin olanaklı bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine ve kararın dayandığı gerekçeye göre, katılan vekilinin sanık Haluk Aslan ile ilgili temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan, kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararının tebliğnameye aykırı olarak onanmasına,
Sanık H. Satı hakkında temyize gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suça konu çeklerdeki keşide yerinde yazılı Ç.kale sözünün düzenleme yerini duraksamasız biçimde göstermediği, sanığın bu belgeleri ayrı ayrı işyerinden kireç alımı sırasında kullandığının anlaşılması karşısında eylemlerinin TCK. nun 79. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 503/1, 71. maddelerine uygun suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması.
1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCY. nın 7/2 ve 5252 Sayılı TCK. nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9/3. maddeleriyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 23.2.1938 günlü 1937/23-1938/9 Sayılı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25.5.1999 günlü 133/142 Sayılı kararları ışığında; somut olayla ilgili 765 Sayılı TCY. nın 503/1, 522, 71. maddeleriyle 5237 sayılı TCY. nın 157, 212. madde yollamasıyla 207, 43. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda, 765 Sayılı Yasanın 503/1. maddesinin sanık yararına bulunduğu ve suç tarihinden inceleme tarihine kadar anılan Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık sürenin dolduğunun anlaşılması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, katılan Türk Ticaret Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Yasanın 8. maddesi aracılığıyla CMUK. nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle Ortadan Kaldırılmasına, 13.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy