(5237 S. K. m. 62, 63, 148, 149) (765 S. K. m. 59, 81, 499) (5275 S. K. m. 98, 101) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Yağma suçundan hükümlü Hüseyin Avcı ve Bülent Muslu'nun mahkumiyet hükümlerinin kesinleşmesinden sonra 5237 sayılı Yasanın lehe hükümlerinin uygulanması istenmesi üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; 5237 sayılı TCK'nun 149/1-a, e, d, h, 62/1, 63/1. maddeleri gereğince 10'ar yıl hapis cezası ile mahkumiyetlerine ilişkin Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.6.2005 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi hükümlüler savunmanı tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından bozma isteyen 12.9.2005 tarihli tebliğname ile 4.10.2005 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Hükümlü Hüseyin Avcı 11.7.2005 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden vazgeçtiğini, savunmanının vermiş olduğu temyiz dilekçesinin de hükümsüz olduğunu bildirmiş olduğundan; dosyanın anılan sanık yönünden incelenmeksizin Mahkemesine iadesine.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddesi uyarınca kural; lehe yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir.
Ancak;
a) Önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b) Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c) Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
Hükümlü Bülent Muslu'nun, temyiz isteminden vazgeçen hükümlü Hüseyin Avcı ile birlikte olay gecesi saat 03.00 sıralarında yakınanın çalıştığı petrol istasyonuna geldikleri, yakınanı tabanca ile tehdit ederek otomobilinin bagajına bindirip 40-45 km. kadar gittikten sonra orman içine girip, yakınanın üzerinde bulunan cep telefonu ile 453 milyon TL. parayı alıp yakınanı ormanda ağaca bağlayıp olay yerinden ayrıldıkları sabit görülerek, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.12.2002 tarih ve 29-318 sayılı ilamı ile 765 sayılı TCY. nın 499/1, 59/2, 81/1. maddeleri uyarınca 16 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Dairemizin 1.10.2003 tarih ve 5288-6130 sayılı ilamı ile sanıklar hakkında TCK. nun 499/1.maddesinin 2.cümlesinin uygulanması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır eleştirisi ile onandığı; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın uyarlanması istendiğinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 5237 sayılı TCY. nın 149/1-a, c, d, h maddesi uyarınca alt sınır aşılarak 12 yıl hapis cezasına, 62.maddesi uyarınca cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak sonuçta 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 58.maddesi uyarınca verilen cezanın mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş ise de;
5237 sayılı TCY. nın 148 ve 149. maddelerinde tanımlanan yağma suçu ile 765 sayılı TCY'nın 499/1. maddesinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin yağmanın yanı sıra 5237 sayılı Yasanın 109.maddesine uyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da oluşturduğu gözetilmeden, alt sınır aşılarak hüküm kurulurken bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının nedenleri de gösterilmeden, dosya üzerinden karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün; önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunabileceği 5237 sayılı Yasaya göre yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle verilecek temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve temel cezanın alt sınır aşılarak takdiri için, infaz aşamasındaki uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı da gözetilerek; duruşma açılarak hüküm kurulması gerekirken dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü Bülent Muslu ve savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, 06.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy