(5275 S. K. m. 98, 101) (5237 S. K. m. 142, 143, 145) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 493, 522)
Dava: Hırsızlık suçundan hükümlü Mesut Kırcı hakkında verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 5237 sayılı TCK. nun lehe hükümlerinin uygulanması talep edilmesi üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; mahkumiyetine ilişkin Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 19.7.2005 tarihli ek kararın Yargıtay'ca incelenmesi hükümlü tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından bozma isteyen 3.10.2005 tarihli tebliğname ile 18.10.2005 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddeleri uyarınca kural; lehe yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir.
Ancak;
(a) Önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
(b) Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
(c) Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
Sonuç: Mesut Kırcı'nın 8.12.1992 günü saat 02.00 sıralarında yakınanın işyerine kepenkleri ve camını demir çubukla kırıp 25.000.000.TL değerinde eşya çaldığı sabit görülerek Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, Yargıtay 6.Ceza Dairesince onanarak kesinleşmiş 26.3.1997 gün ve 1997/61-1997/295 sayılı kararıyla; 765 sayılı TCY.nın 493/1, 522, 55/3, 59. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay 8 gün hapis cezasıyla hükümlendirildiği, 1.6.2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın uyarlanması istendiğinde; hükümlünün eylemi 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden, 142/2-d maddesi uyarınca alt sınır aşılarak ve yine aynı Yasanın 143. maddesi uyarınca gerekçe gösterilmeden en üst oranda artırım yapılarak ve suç konusu eşyanın değeri az kabul edilerek, aynı Yasanın 145. maddesi gereğince 2/3 oranında indirim yapıldığı; 5237 sayılı TCY'nın 145. maddesindeki malın değerinin azlığı kavramının, 765 sayılı TCY'nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, değerin azlığının 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar (örneğin; birkaç meyve veya ekmek, yiyecek; bir-iki defter, kalem veya sigara, bira ve benzeri) değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, yakınandan alınan eşyanın 25 milyon lira olan değerinin az olmamasına karşın, suç konusu eşyanın değeri az kabul edilerek aynı Yasanın 145. maddesi uyarınca 2/3 oranında indirim yapılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; değerin azlığı nedeniyle belli oranda indirim ve 143. maddesi uyarınca gerekçe gösterilmeden en üst oranda artırım yapılarak, bu maddelere göre oran belirlenirken takdir hakkının kullanıldığının böylece bireyselleştirildiğinin anlaşılması karşısında,
1) Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 493/1, 522, 55/3, 59. maddelerine göre 5237 sayılı TCY.nın 142/1-b,143, 29.6.2005 tarih ve 5377 sayılı Yasadan önceki 31/3,62,116/2-4, 29.6.2005 tarih ve 5377 sayılı Yasadan önceki 31/3, 62, 151, 29.6.2005 tarih ve 5377 sayılı Yasadan önceki 31/3, 62. maddesinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt sınırı bakımından ve bu Yasada değerin pek aşırı olmasından dolayı artırım nedeni öngörülmediğinden, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında hükümlü yararına olması ve 5237 sayılı Yasa uyarınca değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
2) Sanık hakkında 15.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 24. maddesinin gözetilmesi zorunluluğu,
3) Temel cezanın alt sınır aşılarak belirlenmesinin, değerin az olup olmadığının ve az kabulü durumunda indirim oranı ve 765 sayılı Yasada bu tür eylemlerde ağırlaştırıcı neden olmayan gece kavramının 5237 sayılı Yasanın 143. maddesine göre cezayı artırıcı neden olmasının ve artırım oranının belirlenirken takdir hakkının kullanıldığının, böylece bireyselleştirildiğinin anlaşılması nedeniyle duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü Mesut Kırcı'nın temyiz itirazı ile tebliğname içeriği bu bakımdan yerinde görüldüğünden, kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy