(5237 S. K. m. 7, 43, 53, 63, 149) (5275 S. K. m. 98, 101) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 31, 33, 40, 80, 81, 497, 522) (5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 326)
Dava: Yağma suçundan hükümlü Halil Şık hakkında yapılan verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 5237 sayılı TCK.nun lehe hükümlerinin uygulanması talep edilmesi üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; mahkumiyetine ilişkin Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 14.7.2005 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi hükümlü savunmanı tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C. Başsavcılığından iade isteyen tebliğname ile 17.10.2005 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/1. maddesi uyarınca kural; lehe yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir. Ancak;
a- Önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b- Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c- Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
Halil Şık'ın, dedesi olan yakınıcının evine 19.11.2001 gecesi giderek ölümle tehdit ettiği, ertesi gün bankaya götürülüp hesabından 2 milyar lira çektirdiği, 2 gün sonrada yine gece sayılan bir zamanda galeriye götürerek, aldığı arabanın borcu karşılığında tehditle 500 milyon lira tutarlı bir senet imzalattığı, bu olaylardan önce de sürekli olarak tehditle para istediği sabit görülerek Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18.6.2004 gün ve 2004/55-139 sayılı kararıyla 765 sayılı TCY'nın 497/1, 80, 522/1, 81/1, 31, 33, 40. maddeleri uyarınca 19 yıl 22 ay 7 gün ağır hapis cezasıyla hükümlendirildiği, kararın Dairemizce 29.12.2004 tarihinde onanarak kesinleştiği, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın uygulanması istendiğinde 20.2.2006 gün ve aynı sayılı ek kararla; eylemin 5237 sayılı TCY'nın 149/1 (h) maddesine uyduğu, 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasını gerektirdiği, suçun öğelerinin aynı olduğu 43/son maddesine göre yağma suçlarında teselsül uygulamayacağı, ancak iki ayrı suç kabulü durumunda geceleyin ve sabit olan iki eylem dışında başka eylemlerinde bulunması dikkate alındığında 765 sayılı Yasanın sanık yararına olduğu, belirtilerek cezanın gerekçede gösterilmeden 18 yıl 25 ay 26 gün hapis cezasına dönüştürülüp bu şekilde uyarlanmasına, diğer yönlerin aynen bırakılmasına ilişkin olarak dosya üzerinden karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
1- 5237 sayılı TCY'nın zincirleme suçu düzenleyen 43. maddesinin 3.fıkrasında yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının öngörülmesi nedeniyle suçun yasal öğelerinde değişiklik bulunduğu, anılan Yasanın somut olaya uyan maddelerinin ve buna göre temel cezanın belirlenmesi için bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının neden ve gerekçesi de gösterilerek duruşma açılarak hüküm kurulmasının zorunlu olduğu gözetilmeden dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 497/1, 80, 522/1, 81/1, 31, 33, 40. maddelerine göre, 5237 sayılı TCY'nın aynı suça uyan 149/1, (h) 43/3, 53, 63. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında; hükümlü yararına olması ve 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yeniden değerlendirme ve uygulama yapılmasında; uyarlama istemi nedeniyle infaz aşamasında verilen karar hükümlü yararına kazanılmış hak oluşturmasa da, kesinleşmiş önceki hükümdeki sonuç ceza süresi yönünden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesinin de gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü Halil Şık savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan itibarla yerinde görülmüş olduğundan, kararın açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 20.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy