(5237 S. K. m. 43/3, 62/1, 149/1, 168/3) (5275 S. K. m. 98, 101/L) (5252 S. K. m. 9/1) (CGK. 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.) (CGK. 24.1.2006 T. 2005/11-136 E. 2006/3 K.)
Dava: Geceleyin silahlı gasp suçundan sanık 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1. maddesi delaletiyle 497/1, 80, 59. maddeleri gereğince 14 yıl 7 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, K. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/12/2002 tarihli ve 2002/292-371 sayılı kararının infazı sırasında, 01/0612005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerin uygulanması talebi üzerine, anılan Kanun'un 148. maddesi delaletiyle 149/a, 43,62. maddeleri uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, aynı Mahkemenin 09/06/2005 tarihli ve 2002/292-371 sayılı ek kararına yönelik itirazın kabulü ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesi delaletiyle 149/a, 61/a, 62. maddeleri gereğince 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, K. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/06/2005 tarihli ve 2005/687 müteferrik sayılı kararına karsı Adalet Bakanlığının 01/11/2005 gün ve 46017-sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 09/12/2005 gün ve Y.E.2005203158 sayılı yazısı ile infaz dosyası 27/12/2005 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan yazıda;
Tüm dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddeleri uyarınca. yeni kanunun sanık lehine hükümler getirip getirmediği ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, temel ceza maddesi yanında kanuni ve takdiri artırım ve indirim maddelerinin uygulanmasında hakimin takdir hakkım kullanarak karar vermesini gerektiren durumlar ile hükmün zat ye mahiyetinde değişiklik gerektirecek bir hususta öncelikle incelemeli duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
Kabule göre de; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi ile 23.02.1938 tarihli ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında, lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceğinin düzenlenmiş olması karsısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 43/3. maddesine göre yağma suçlarında bu maddenin uygulanamayacak olması nedeniyle, sanığın üç ayrı kişiye karşı işlemiş olduğu yağma suçundan dolayı zincirleme suç kuralının uygulanamayacağı ve üç ayrı suçun varlığının kabul edilmesinin gerekeceği, bu durumda da 765 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca verilen sonuç cezanın sanığın daha lehine bulunduğu gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekildeki gerekçeyle kabulüne karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK. nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiştir.
Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005/3-162/173 ve 24.1.2006 T. 2005/11-136 E. 2006/3 K. sayılı kararları ışığında uyarlama kararları dosya üzerinden verilse dahi temyiz incelemesine tabi olduğundan, itiraz üzerine verilen ve hukuki değerden yoksun olan K. I.Ağır Ceza Mahkemesinin 20.6.2005 gün ve 2005/687 Müteferrik sayılı kararı kaldırılarak; K. 2 Ağır Ceza Mahkemesinin 9.6.2005 gün ve 2002/292-371 sayılı ek kararına yönelik yapılan incelemede;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/L maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1 maddesi uyarınca kural; lehe yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir.
Ancak;
a) Önceki yasaya: göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b) Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c) Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş artıncı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
Sanık sonradan şikayetlerinden vazgeçen mağdurlar ev eşyası tanımak için geceleyin kaldıkları konuta gittiğinde silah tehdidiyle içinde cep telefonları ve paraları bulunan çantalarım yağmaladığı sabit görülerek, K. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.12 2002 gün ve 252-371 sayılı kararı ile 765 sayılı TCK. nun 497/1, 80, 59/2, 31, 33.maddeleri gereğince 14 yıl 7 ay ağır hapis cezası ile hükümlendirildiği ve bu hükmün Dairemizin 4.8.2003 tarihli kararı ile olay gecesi sanığın silah tehdidiyle her üç yakınanın ayrı ayrı çantalarını almış olması karşısında; TCK.'nun 71.maddesi yerine 80.maddesi ile uygulama 3 yapılması karsı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır eleştirisi yapılarak onanıp kesinleştiği; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun uyarlanması istendiğinde, dosya üzerinde inceleme yapılarak 9.6.2005 tarihli ek karar ile sanık 5237 sayılı Yasanın 149/a, 43, 62/1, 53/1-2.maddeleri uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile hükümlendirildiği; Bu karara karsı C. Savcısının ve sanığın itirazım inceleyen K. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.6.2005 gün ve 687 müteferrik sayılı kararında 5237 sayılı TCK. nun 149/a maddesi ile hükmolumnası cezanın 765 sayılı TCK. nun 80 maddesi gereğince 1/6 oranında arttırılması ve 5237 sayılı TCK. nun 62/1 ve 53. maddelerinin de uygulanması suretiyle sanığın 9 yıl 8 ay 20 gün hapis cezası ile hükümlendirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu karara karşı C. Savcılarının kanun yararına bozma istemlerinde bulunduklarının anlaşılması karşısında;
1) Sanığın gece vakti silah tehdidiyle her üç mağdurun ayrı ayrı çantalarını aldığı ve dava açılmadan mağdurların yağmalanan eşya ve paralarının geri verildiği, mağdurların da şikayetlerinden vazgeçtiklerinin anlatılması karşısında; sanığın eylemlerinin 5237 sayılı TCK. nun 149/1-a-h, 168/3, 62/1. maddelerinin üç defa uygulanmasını ve uyarlamanın ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması
2) Cezaların yerine oluşturmayacağının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
3) Bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki Yasaya göre suçun ya da suçların yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılması ve tüm bunların neden ve gerekçeleri gösterilerek hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabule göre de,
4) 5237 sayılı TCK. nun 43/3.maddesi gereğince yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Sonuç: Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay C. Başsavcılığının gönderme yazısı, incelenen dosya içeriğine göre bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile yağma suçlarından hükümlü hakkında Kadıköy 2.Ağır Mahkemesinden verilen 09/06/2005 ve 2002/292-371 sayılı ek kararın 5271 sayılı CMK. nun 309.maddesi gereğince BOZULMASINA, anılan Yasanın 309/4-b. maddesi uyarınca işlemlerin Mahkemesince mahallinde yapılmasına, 12.06.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy