(5237 S. K. m. 32, 57, 61, 102, 149, 150, 168) (765 S. K. m. 47, 522) (5395 S. K. m. 23)
Dava: Yağma, ırza geçme ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından sanık ve tutuklu Mehmet Sönmez, Muhittin Altun, Necmettin Güneri, Deniz Dündar, Mehmet Emin Sungur ve Mustafa Sungur haklarında yapılan duruşma sonunda; sanık Mehmet Emin Sungur'a ceza verilmesine yer olmadığına, bir sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınmasına, diğer sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 13.09.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar savunmanları ile katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C. Başsavcılığından bozma isteyen 18.01.2006 tarihli tebliğname ile 27.01.2006 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Sanık Mehmet Emin Sungur hakkında akıl hastalığı nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 32/1. maddesine göre ceza verilmesine yer olmadığına, aynı Yasanın 57. maddesine göre tedavi altına alınmasına ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve takdire göre katılanlar Funda Kotan ve Songül Erbaş vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun ve takdire dayalı bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
Sanıklar Deniz Dündar, Mehmet Sönmez, Muhittin Altun, Mustafa Sungur ve Necmettin Güneri hakkında yağma, ırza geçme ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından kurulan hükümlere yönelen temyiz isteğinin incelenmesine gelince;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanıklardan bir kısmının yüzlerini atkı, poşu ve şapkayla gizleyerek eylemi yakınanlara ait evde gerekleştirmiş olmaları karşısında, yağma suçunun 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrası b ve d bentlerine de aykırı biçimde işlendiğinin ve aynı Yasanın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken bunların değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi;
2- 5237 sayılı TCY.nda yağma suçunun konutta işlenmesi aynı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrası (d) bendine göre suçun nitelikli halini oluşturan öğelerinden bulunduğundan; sanıkların konut dokunulmazlığını bozma eyleminden ayrıca hüküm kurulamayacağının gözetilmemesi,
3- 5237 sayılı TCY.nın 150. maddesinin 2. fıkrasındaki malın değerinin azlığı kavramının, 765 sayılı TCY.nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, değerin azlığının 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun, daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar (örneğin; bir kaç meyve veya ekmek, yiyecek; bir-iki defter, kalem; sigara, bira ve benzeri), değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, yakınanların üzerlerinde ve evde bulunarak yağmalanan cep telefonu ve paranın değerinin az olmadığı ve diğer ölçütleri de taşımadığı halde, cezalarından indirim yapılması,
5- 21.3.2003 tarihli tutanakta, sanık Deniz Dündar'ın yağmalanan paralardan 12.000.000 lirasının evinde bulunduğunu bildirmesi üzerine evine gidilerek şahsın cüzdanından çıkardığı belirtilen miktardaki paraya el konulduğunun belirtilmesine; 20.3.2003 günlü tutanakla da Necmettin Güneri ve Muhittin Altun'un yer göstermesi sonucu cep telefonu ve 25.000.000 lira ile Mehmet Sönmez'in de kendilerine ait evde yer göstermesi sonucu evinin mutfağında tencere içindeki cep telefonuna el konduğunun ve Mehmet Emin Sungur'dan 12.000.000 lira alındığının saptanması; 21.3.2003 ve 20.3.2003 tarihli tutanaklarla toplam 73.000.000 lira ile cep telefonlarının yakınanlara geri verildiğinin anlaşılması karşısında; sanıklardan belirtilen şekilde alınanların dışındaki paranın ne şekilde elde edildiği araştırılıp sonucuna göre 5237 sayılı TCY.nın 168/3. maddesinin değerlendirilmesi zorunluluğu,
6- Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın raporuyla sanık Mustafa Sungur'un suç tarihinde suça karşı cezai ehliyeti tam olmayıp, hakkında TCK.nun 47 (azami) derecede tatbikinin uygun olduğunun bildirilmiş olması karşısında; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın akıl hastalığını düzenleyen 32. maddesinde öngörülen kriterlere göre uzman bir kuruldan yeniden rapor aldırılarak bu sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
7- Katılanlar vekilinin 21.10.2003 tarihli oturumda katılanların psikolojik yönden raporunun alınmasını istemesi karşısında, 5237 sayılı Yasanın 102. maddesinin 5. fıkrası uyarınca beden ve ruh sağlıklarının bozulup bozulmadığının araştırılıp, sonucuna göre anılan maddenin uygulanma olanağının tartışılmaması,
8- Sanıklar hakkında lehe yasa belirlenirken, hükmün gerekçesinde denetime olanak sağlayacak biçimde 765 veya 5237 sayılı Yasa hükümlerine göre uygulanacak maddeler ile belirlenecek cezaların gösterilmemesi,
9- Kabule göre de;
a- Irza geçme suçunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 11 Mayıs 2005 tarihli raporuyla 765 sayılı TCY.nın 47 (azami) maddesinden yararlanacağı belirlenen sanık Mustafa Sungur hakkında anılan Yasanın 47/son. maddesi ile indirimin yarısından üçte ikiye kadar yapılması gerektiği halde, gerekçe gösterilmeden 1/2 oranında indirim yapılması,
b- Sanıklar Deniz, Necmettin, Muhittin ve Mehmet hakkında yağma suçunda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesinin değerlendirilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Deniz Dündar, Mehmet Sönmez, Muhittin Altun, Mustafa Sungur ve Necmettin Güneri savunmanları ile katılanlar Funda Kotan ve Songül Erbaş vekilinin temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy