(5275 S. K. m. 98, 101) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 81, 493, 522) (5237 S. K. m. 6, 73, 116, 141, 142, 143, 145, 151)
Dava: Hırsızlık suçundan hükümlü S. T. 12.09.2006hakkında verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 5237 sayılı TCK. nun lehe hükümlerinin uygulanması talep edilmesi üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; 5237 sayılı Yasa gereğince mahkumiyetine ilişkin Mersin 4.Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 08.08.2005 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi hükümlü tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından bozma isteyen 25.06.2006 tarihli tebliğname ile 05.07.2006 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddesi uyarınca kural; lehe yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir. Ancak;
a- Önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b- Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c- Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
Hükümlü S. T.'in, Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 4.10.2002 gün ve 2002/149-860 sayılı kararı ile 765 sayılı TCY.'nın 493/1, 81/2. maddeleri gereğince 6 yıl 1 gün hapis cezasıyla hükümlendirildiği, hükmün temyizi üzerine, Dairemizin 30.3.2004 günlü kararıyla onanmak suretiyle kesinleştiği, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.'nun uygulanması istendiğinde, eylemin 142/1-b, 116/2, 151/1. maddelerine uyduğu gözetilmeden, Mahkemece dosya üzerinde inceleme yapılarak 142/2-d, 143, 145. maddeleri uyarınca sonuç olarak 3 yıl hapis cezasına hükmedildiğinin anlaşılması karşısında;
1- Sanığın, tekel büfesinin muhkem olan pencere demirlerini aletle söküp, camını kırarak içeri girip, 540.000.000 lira tutarında tekel mallarını çaldığının anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesine uyan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Yasanın 142/2-d maddesi uyarınca hüküm kurulması; 5237 sayılı Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçları ile 765 sayılı Yasanın 493/1 maddesinde yer alan suçun öğeleri farklı olup sanığın eyleminin 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunun yanında, anılan Yasanın 116/2 ve 151/1. maddelerine uygun işyeri dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar vermek suçlarını da oluşturduğu, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, yakınanın şikayetinin devam edip etmediği araştırılarak, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylemi nedeniyle verilecek temel cezanın belirlenmesi, işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçları nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 73/8. maddesinin uygulanma olanakları da araştırılıp, temel cezanın alt sınır aşılarak belirlenebilmesi için duruşma açılarak, hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesi,
2- Suçun, 5237 sayılı TCK.'nun 6/e. maddesine göre geceden sayılan zamanda işlendiğine ilişkin kanıtların neler olduğu açıklanıp tartışılmadan, aynı Yasanın 143. maddesi uyarınca artırım yapılması,
3- 5237 sayılı TCY. nın 145.maddesinin 1.fıkrasındaki malın değerinin azlığı kavramının; 765 sayılı TCY.'nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlamak dışında benzerliği bulunmadığı, değerin azlığının 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar (örneğin; birkaç meyve veya ekmek, yiyecek, bir-iki defter kalem veya sigara; bira ve benzeri) ve değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, suçun konusunu oluşturan 540.000.000 lira tutarındaki tekel mallarının değerinin az olmamasına ve öngördüğü koşullar gerçekleşmemesine karşın, aynı Yasanın 145/1.maddesi uyarınca indirim yapılması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü S. T.'in temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilerek, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.09.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy