(5275 S. K. m. 98, 101) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 493, 522) (5237 S. K. m. 73, 116, 141, 142, 143, 151)
Dava: Hırsızlık suçundan hükümlü S. T. hakkında verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 5237 sayılı TCK. nun lehe hükümlerinin uygulanmasının talep edilmesi üzerine dosya üzerinden yapılan duruşma sonunda; önceki hükmün aynen infazına ilişkin Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 20.03.2006 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi hükümlü tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından bozma isteyen 30.06.2006 tarihli tebliğname ile 28.07.2006 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun 98 ve 101/1.maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1.maddeleri uyarınca kural; lehe yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir. Ancak;
a) Önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b) Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c) Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa,
Duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
Hükümlü S. T.'in Dairemizin 17.9.2002 gün ve 16325-10252 sayılı ilamıyla TCK'nun 522/1. maddesiyle yapılan uygulamada hesap hatası sonucu eksik ceza belirlenmesi eleştirisiyle onanarak kesinleşmiş Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.5.2004 tarih ve 2002/184-2002/443 sayılı kararı ile 765 sayılı TCY. nın 493/1 ve 522/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla hükümlendirildiği, 1.6.2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın uyarlanması istendiğinde ise; hükümlünün eyleminin aynı yasanın 142/1-b, 143, 151/1, 116/4. maddelerine uyan suçları oluşturduğu, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi durumunda dahi 765 sayılı TCY'nın 493/1 ve 522/1. maddelerine göre kurulan hükümden daha fazla cezanın ortaya çıkacağı gerekçesiyle cezanın bireyselleştirilmesi amacına yönelik takdir hakkı kullanılarak dosya üzerinden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
1) C.Savcısının yazılı görüşünün dosyaya eklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve 5237 sayılı TCY. nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY. nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olup, önceki hükümdeki 3 yıl 4 ay hapis cezasının da miktar bakımından kazanılmış hak oluşturduğu, uyarlama amaçlı yasanın yanlış yorumlanması suretiyle infaz aşamasındaki lehe uygulamaların ise kazanılmış hak oluşturmayacağı, hükümlü S. T.'in eyleminin de 5237 sayılı TCY'nın 142/1-b, suçun gece işlendiğinin belirlenmesi durumunda 143/1. maddelerine uyan hırsızlık, suçun gece işlendiğinin belirlenmesi halinde 116/2-4 gündüz sayılan zaman dilimi içinde işlendiğinin belirlenmesi durumunda ise 116/2,73/8. maddelerine uyan iş yeri dokunulmazlığını bozma, 151/1 ve 73/8. maddeleri uyarınca da zarar verme suçlarını oluşturduğu gözetilerek, duruşma açılıp, cezanın bireyselleştirilmesi amacına yönelik takdir hakkının nedenleri de gösterilerek, her bir suç yönünden temel cezanın ve suçun gece işlendiğinin saptanması durumunda da artırım oranının belirlenmesi ve bu şekilde ortaya çıkacak sonuç cezanın önceki hükümle karşılaştırılması gerekirken, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı biçimde karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü S. T.'in temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, kararın açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 15.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy