(5237 S. K. m. 53, 61, 149, 168) (765 S. K. m. 523) (YCGK. 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.) (YCGK. 11.07.2006 T. 2006/5-182 E. 2006/182 K.)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, sonraki Yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesinin yapılması için duruşma açılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Yağma suçunun birden fazla kişi ile birlikte, geceleyin işlendiğinin anlaşılması ve kabulü karşısında; hükümlülerin eylemine uyan 5237 sayılı TCY'nın 149/1-c-h maddesi gereğince, anılan Yasanın 61. maddesi de göz önünde bulundurularak, temel ceza belirlenirken alt sınırın aşılması suretiyle cezalandırılması yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Yağma suçları yönünden 5237 sayılı Yasanın 168. maddesi 765 sayılı Yasanın 523. maddesinden farklı olarak failin gerçek bir pişmanlığından kaynaklanan iade ve tazmini yoluyla mağdurun zararının tamamen giderilmiş olmasını esas alıp buna karşılık geri verme veya tazmin kısmen olursa failin etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için mağdurun rızası aranıp, ayrıksı durumda 5237 sayılı Yasanın 168. maddesinin 4.fıkrasında öngörülen indirim hükümlerinin uygulanamayacağı, 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu gerçeği karşısında; somut olayımıza gelince;
Oluş ve dosya içeriğine 2.8.2002 tarihli teslim ve tesellüm tutanağına göre, bir ihbar sonucu kolluk görevlilerince yakalanan hükümlülerin üst araması ile yakınandan yağmalanan çanta, telefon ve paranın bir kısmının el konularak yakınana iade edildiği, açılan kamu davasının genel hükümlere göre yürütülen yargılamada hükümlü yakınları 4/2/2003 tarihinden önce suça konu paranın iade edilmeyen kısmını da yakınana ödemeyi teklif ettikleri, bunun yakınan tarafından kabul edilmediğinin anlaşılmış olması karşısında; uyarlama yargılaması yapılırken öncelikle mağdur duruşmaya çağrılıp, 5237 sayılı Yasanın 168. maddesinin 3 ve 4. fıkra hükümlerine göre kısmi iadeye rıza gösterip göstermediği sorulup, gereğinde ödeme olanağı sağlanıp, sonucuna göre uygulama koşullarının takdiri yerine, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması,
4- Sanıkların, TCY'nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlüler S. A. ve S. Y.'ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 26.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy