(5275 S. K. m. 98, 101) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 59, 492, 522, 523) (647 S. K. m. 4) (5237 S. K. m. 50, 52, 62, 142, 203) (5271 S. K. m. 231)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa'nın 9/1. maddesi uyarınca kural; lehe yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilmesidir. Ancak;
a-) Önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b-) Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c-) Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
Hükümlü N. K.'ın T. 25/04/2002 gün ve 56/62 sayılı kararı ile olay tarihinde yapılan kontrolde, önceden Kurum tarafından mühürlenen elektrik sayacının gerilim köprüsünü düşürmek suretiyle kaçak elektrik kullandığı sabit görülerek, 765 sayılı TCY.'nın 492/2, 522/1, 523; 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri gereğince 1.454.027.200 TL ağır para cezası ile hükümlendirildiği, bu hükmün sanığın temyizi üzerine Dairemizin 17/05/2004 gün 2003/3161-2004/6177 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmekle kesinleştiği; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.'nun uygulanması istendiğinde, Mahkemece sanığın eyleminin anılan Yasanın 142/1-f, 203/1. maddelerine uyduğu, 765 sayılı 5237 sayılı TCK. hükümlerinin olaya uygulanması sonucu yeniden oluşturulacak hükmün hükümlü aleyhine olduğu gerekçesiyle, bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının nedenleri de gösterilmeden, dosya üzerinden duruşma açılmaksızın yazılı şekilde karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
1-) 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve mühür bozma suçlarını oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
2-) 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık ve mühür bozma suçlarını oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, uyarlama kararı ile de önceki hüküm iptal edilip hukuki geçerliliğini yitirdiği halde, denetime olanak sağlayacak biçimde yeniden hüküm kurulması gerekirken önceki kararın bazı bölümlerine yollamada bulunularak, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
3-) Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK.'nun 492/2, 522/1, 59/2; 647 sayılı Yasanın 4. maddelerine göre; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.'nun aynı suça uyan 142/1-f, 62/1, 50/1-a, 52, 203/1, 62. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırları bakımından ve hükmolunan cezanın paraya çevrilmesi ve değerin az olmaması da gözetildiğinde; Mahkemece 765 sayılı TCK. hükümlerinin sanık yararına olduğunun gözetilmesi zorunluluğu,
4-) Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.'nun 231/5-14. maddesi uyarınca, yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü N. K.'ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 12.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy