(765 S. K. m. 492, 522) (5237 S. K. m. 7, 53, 142, 145, 203) (5271 S. K. m. 33, 231) (5275 S. K. m. 98, 101) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Kasıtlı suçtan hükümlüğü bulunan sanık hakkında 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.'nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddesi uyarınca kural, lehe olan yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir.
Ancak;
a) Önceki yasaya göre, sonraki yasa suçun öğelerinde, değişiklik yapmışsa,
b) Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c) Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş, artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle, tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince:
Hükümlü S. S.'in mühürlü suça konu sayaçtan, kolon sigortasından linyeye gizli hat çekmek suretiyle kaçak elektrik kullandığı sabit görülerek Ceyhan 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 31.3.2005 tarih ve 2004/1107-2005/323 sayılı kararı ile 765 sayılı TCK.'nun 492/2, 522. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.'nun uygulanması istendiğinde hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Yasada lehe hükümler bulunmadığından söz edilerek dosya üzerinden eski hükmün aynen infazına karar verilmiş ise de;
1) Cumhuriyet Savcısının yazılı görüşü alınmadan hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK.'nın 33. maddesine aykırı davranılması,
2) 5237 sayılı TCY. nın 142/1-f. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.'nın 492/2. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin hırsızlığın yanı sıra 5237 sayılı Yasanın 203/1. maddesine uyan mühür bozma suçunu da oluşturduğu halde bu suçla ilgili bir uygulama yapılmaması,
3) 5237 sayılı Yasanın 145. maddesindeki malın değerinin azlığı kavramının, 765 sayılı TCK.'nun 522. maddesindeki hafif veya pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, değerin azlığının 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği ile sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek somut olayda uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, mahkemece gerekçe bölümünde 5237 sayılı TCY.'nın 145. maddesi uyarınca değer azlığı nedeniyle indirim yapılacağından söz edilmesi karşısında, takdir hakkı kullanılarak indirim yapılması ve indirim oranının takdiri ile 5237 sayılı Yasaya göre, hırsızlık ve mühür bozma suçunu oluşturan eylem nedeniyle verilecek temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi amacıyla bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
4) Sanığın eylemine uyan 765 Sayılı TCY.'nın 492/2, 522/1. maddelerine göre, hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.'nın aynı suça uyan 142/1-f, 53, 203/1, 53/1. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırları bakımından anılan Yasa'nın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, lehe yasanın duruşma açılarak değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü S. S.'in temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 05.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy