(5237 S. K. m. 53, 58, 116, 142, 143, 168) (5271 S. K. m. 253, 254) (765 S. K. m. 81, 492, 493, 522, 523) (5275 S. K. m. 108)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Gece sayılan zaman dilim içerisinde, yakınana ait 3. katta bulunan evin yanındaki elektrik direğine tırmanarak buradan balkona geçip, içeri girerek suç tarihine göre normal değerde olduğu anlaşılan eşyaları çalan sanığın yakınanın evine girmek için izlediği ileri sürülen elektrik direğine tırmanmanın şahsi çevikliği gerektirip gerektirmediği saptandıktan sonra sonucuna göre hukuki vasfın tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanığın, ertesi gün çaldığı malları yakınanlara teslimini sağladığının anlaşılması karşısında, hakkında 765 sayılı TCK.'nun 523/1 (5237 sayılı yasanın 168/1. maddesinin) uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Eyleminin, şahsi çeviklik gerektirmesi halinde 765 sayılı TCY.'nın 493/1, 522/1-son, 523/1, 81/2-3, şahsi çeviklik gerektirmemesi halinde ise aynı Yasanın 492/1, 522/1-son, 523/1, 81/2-3. maddeleriyle, 5237 sayılı TCY.'nın 142/1-b, 143/1, 168/1 maddelerine uyan hırsızlık ve aynı Yasa'nın 116/2-4 maddeleri uyarınca konut dokunulmazlığını bozma suçunu oluşturduğunun; konut dokunulmazlığını bozma suçu yönünden 5560 sayılı Yasa değişikliğinden sonraki haliyle 5271 sayılı CMK'nın 253-254. maddeleri gereği uzlaşma koşulları da değerlendirilerek sonucuna göre lehe yasanın takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Kabul ve uygulamaya göre de;
a- Hüküm fıkrasında 5237 sayılı Yasa'nın 142/1-b olarak maddesinin (142/1-a), 143. de; maddesinin de yazılması,
b- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri'nin İnfazı hakkındaki Yasanın 108/2. maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağının anlaşılması karşısında, tekerrüre esas alınan ilamların hüküm fıkrasında gösterilmemesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesinin (4), (5) ve (6). fıkralarında Hakim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıvermeye ilişkin hükümler uygulanır. Hakim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denmiştir. Denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren Mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan Mahkemeye aittir. Buna göre hükümlülük kararında mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCY.'nın 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,
c- 5237 sayılı TCK.'nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun, koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık R. Y. savunmanının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.'nun 326/son maddesi uyarınca hükmolunan cezanın tür ve miktarı bakımından kazanılmış hakkın korunmasına 25.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy