(5237 S. K. m. 35, 37, 39, 53, 148, 149) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 231, 326) (YCGK 04.03.2008 T. 2008/6-47 E. 2008/43 K.)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: I- Sanık L. T. hakkında yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Suçu birlikte işlediği kabul edilen sanıkların iki kişi olduğu ve eylemin işyerinde işlendiği dikkate alındığında sanık L. T. hakkında T.C.K.nın 149/1-c-d maddesi yerine aynı Kanunun 148/1 maddesiyle uygulama yapılması karşı temyiz olmadığından, lehe olan hükmün, 765 Sayılı T.C.K. ve 5237 Sayılı T.C.K.nın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceği gözetilmeden, 5252 Sayılı Kanunun 9/3 üncü maddesine aykırı olarak, karma uygulama yapılması suretiyle yazılı biçimde hüküm kurulması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış, ayrıca ayrıntıları YCGK'nun 4.3.2008 gün ve 2008/6-47 ile 2008/43 Sayılı kararında açıklandığı üzere sanık hakkında yasaya aykırı biçimde 5237 Sayılı T.C.K.nın 149/1-c-d, 35/2 nci maddeleri yerine anılan Kanunun 148/1, 35/2 maddeleri uygulanmak suretiyle belirlenen eksik ceza esas alınarak sanık hakkında 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle değişik 5271 Sayılı C.M.K.nın 231 inci maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1 inci maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2 nci fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3 üncü fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Birlikte suç işleyen sanıkların sebep oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine yazılı biçimde uygulama yapılarak 5271 Sayılı C.M.K.nın 326/2 nci maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş sanık L. T. savunmanının ve katılan vekilinin temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi aracılığıyla C.M.U.K.nun 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1 inci maddesinin uygulanmasına dair bölüm çıkarılarak yerine Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1 inci maddesinin (a), (b), (c) (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2 nci fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3 üncü fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına, cümlesinin eklenmesi suretiyle; hüküm fıkrasından yargılama giderlerine dair bölüm çıkartılıp, yargılama giderinin sanıklardan payları oranında ayrı ayrı alınmasına cümlesi eklenmek suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek ONANMASINA,
II- Sanık A. U. hakkında yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Ayrıntıları YCGK'nun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47 ile 2008/43 Sayılı kararında açıklandığı üzere işyerinde ve birden fazla kişiyle birlikte işlenen suçla ilgili olarak sanık hakkında yasaya aykırı biçimde 5237 Sayılı T.C.K.nın 149/1-c-d, 35/2 nci maddeleri yerine anılan Kanunun T.C.K.nın 148/1, 35/2, 39/2 maddeleri uygulanmak suretiyle belirlenen eksik ceza esas alınarak sanık hakkında 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle değişik 5271 Sayılı C.M.K.nın 231 inci maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Suçu birlikte işlediği kabul edilen sanıkların iki kişi olduğu ve suçun işyerinde işlendiği dikkate alındığında sanık A. U. hakkında T.C.K.nın 149/1-c-d maddesi yerine aynı Kanunun 148/1 inci maddesiyle uygulama yapılması,
2- Sanığın diğer sanık L. T.'yle önceden yaptığı plan doğrultusunda yaptıkları işbölümü gereği suça doğrudan katıldığı gözetilmeden, 5237 Sayılı T.C.K.nın 37/1 inci maddesi yerine aynı Kanunun 39/2 nci maddesiyle uygulama yapılması,
3- Lehe olan hükmün, 765 Sayılı T.C.K.ve 5237 Sayılı T.C.K.nın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceği gözetilmeden, 5252 Sayılı Kanunun 9/3 üncü maddesine aykırı olarak, karma uygulama yapılması suretiyle yazılı biçimde hüküm kurulması,
4- Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında T.C.K.nın 53/1 inci maddesinin uygulanması,
5- Birlikte suç işleyen sanıkların sebep oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine yazılı biçimde uygulama yapılarak 5271 Sayılı C.M.K.nın 326/2 nci maddesine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
6- Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1 inci maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bendinde yazılı haklardan aynı maddenin 2 nci fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3 üncü fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanık A. U. savunmanının ve katılan vekilinin temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi aracılığıyla 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 03.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy