(5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 81, 493, 522) (5237 S. K. m. 6, 7, 53, 142, 143, 145, 151)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-) 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, sanığın yakınanın aracının camını kırarak değeri dosya kapsamından anlaşılamayan dizüstü bilgisayar, kitap, gözlük kabı ve albümü çalması nedeniyle eylemine uyan 765 sayılı TCY'nın 493/1, 522 (pek fahiş olması halinde), 81/2-3. maddeleriyle 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 53, 151/1, 53. maddeleri uyarınca, mala zarar verme suçuyla ilgili olarak uzlaşma koşulları da değerlendirilerek uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı, ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması,
2-) Kabul ve uygulamaya göre de;
a-) Sanığın yakınanın aracının camını kırarak hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-b maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmesi,
b-) Yakınanın 00.30 sıralarında olayı fark ettiğini, sanığın da suçu kabul etmediğini belirtmesi karşısında; öncelikle yakınandan aracını hangi saatte park ettiği sorularak eylemin işleniş saati belirlenip sonucuna göre, 5237 sayılı TCK'nun 143. maddesiyle uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c-) 5237 sayılı TCK.'nun 145. maddesindeki malın değerinin azlığı kavramının, 765 sayılı TCK.'nun 522. maddesindeki hafif veya pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, değerin azlığının 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden somut olayda çalınan malların değeri belirlenmeden, bu maddeye sevk amacının dışında yorumlar getirilerek anılan madde uyarınca cezadan indirim yapılması,
d-) Sanığın, TCK'nun 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
e-) 5237 sayılı TCY'nın 7/3. maddesinin açık hükmü karşısında, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle aynı Yasanın 6. ve 7. fıkralarında düzenlenen mükerrirlere ilişkin infaz hükümlerinin uygulanamayacağının düşünülmemesi,
3-) Kefaletle serbest bırakılan ve tüm duruşmaları takip eden sanığa kefalet parasının iadesi konusunda bir karar verilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş sanık T. K. savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK.'nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 19.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy