(5237 S. K. m. 43, 53, 61, 62, 141, 142, 143, 145, 191) (765 S. K. m. 522) (5271 S. K. m. 231) (YCGK. 03.02.2009 T. 2008/11-250 E. 2009/13 K.)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Sanığın, iki ayrı apartmana girip yakınanları belirlenemeyen kapı önlerinden terlik ve ayakkabı almak suretiyle hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, konut dokunulmazlığını bozma suçundan zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiş,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
1-) Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 05.06.2005 yerine, 06.06.2005 olarak yanlış yazılması,
2-) Sanığın, farklı yakınanlara karşı hırsızlık eylemi gerçekleştirdiği ve yakınan sayısınca suç oluşacağı gözetilmeden TCK.'nun 43. maddesiyle uygulama yapılarak eksik cezaya hükmedilmesi,
3-) Sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nun 143. maddesiyle üst sınırdan uygulama yapılırken gerekçe gösterilmeyerek aynı Yasanın 61. maddesine aykırı davranılması,
4-) 5237 sayılı TCK.'nın 145. maddesindeki malın değerinin azlığı kavramının 765 sayılı Kanunun 522/1. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliğinin bulunmadığı, değerin azlığının 5237 sayılı Yasaya özgü, ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, koşulları oluşmadığı halde aynı Yasanın 145. maddesiyle cezadan indirim yapılması,
5-) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK.'nun 62. maddesiyle uygulama yapılırken gün ibaresinin yazılı olmaması,
6-) Hak yoksunluklarının seçimlik olmaması sebebiyle 5237 sayılı Kanunun 53/3. maddesi gözetilerek 53/1. maddesindeki tüm fıkraların uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
7-) Sanık hakkında, uyuşturucu kullanmak suçundan K. 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17.9.2002 gün ve 2002/361 Esas 2002/714 Karar sayılı ilamıyla verilen hapis cezası tekerrüre esas alınmış ise de; anılan eylemin 5237 sayılı TCK.'da karşılığını oluşturan 191. maddesinde hükümden sonra 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca davanın düşmesine karar verilebileceği gözetilip, mahkemesinden anılan ilamla ilgili uyarlama kararı alındıktan sonra;
a-) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesi;
b-) Sanığın adli sicildeki hükümlülüklerinin silinme koşularının oluştuğu ve yukarda belirtilen bozma nedenlerine uyularak yeniden yapılacak hesaplama sonucu bulunacak her bir cezanın iki yılın altında kalması durumunda, sanık hakkında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 3.2.2009 gün ve 2008/250 - 2009/13 sayılı kararında belirtilen ilkeler ışığında, hükümden sonra 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren, 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK.'nun 231/5. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık savunmanının temyiz itirazları bu yönden yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK.'nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 28.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy