(5237 S. K. m. 6, 142, 143) (5271 S. K. m. 253, 254, 326) (5395 S. K. m. 24)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Sanıkların, aracı çalmak için direksiyon muhafazasını kırmaları biçimindeki eylemlerinin ayrıca mala zarar vermek suçunu da oluşturduğu ve bu konuda değerlendirme yapılmadığının anlaşılması karşısında, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-) Sanık Ö. A.'in yükletilen hırsızlık suçunu işlediğine ilişkin savunmasının aksini gösteren, diğer sanık M. B.'ın suç atma niteliğindeki ifadesinden başka hükümlülüğüne yeter, kesin, hukuka uygun ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden, beraatı yerine, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,
2-) Yakınanın ifadesine göre, suça konu aracın kapılarının kilitli olduğunun anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı TCK. nun 142/1-b maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden, nitelendirmede yanılgıya düşülerek aynı Yasanın 142/1-e maddesiyle uygulama yapılması,
3-) Yakınanın, aracın saat 22.00 ile 06.00 zaman dilimi aralığında çalındığını ileri sürmesi ve güneşin saat 05.47'de doğmuş olduğunun anlaşılması karşısında; suçun gündüz sayılan zamanda işlenmiş olması olasılığının bulunmasına göre, 5237 sayılı TCK'nun 6/e maddesine göre geceden sayılan zamanda işlendiğine ilişkin kanıtların neler olduğu açıklanıp tartışılmadan, aynı Yasanı 143. maddesi uyarınca artırım yapılması,
4-) Kabule göre de; sanık Ö. A. yönünden, şikayet kavramıyla uzlaşma kavramlarının bir birinden farklı olduğu, bu nedenle taraflara yasal hakları hatırlatılarak, 5395 sayılı Yasanın 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nun 253 ve 254. maddelerine göre yakınan ile sanık ve savunmanından uzlaşmayı kabul edip etmedikleri sorulup uzlaşma olanağı araştırılarak, sonucuna göre hukuki durumunun takdiri gerektiği gözetilmeden, sanığın suçtan doğan sorumluğunu kabul etmediği ve uzlaşmadan yana olmadığından bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
5-) Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, CMK'nun 326/2. maddesine aykırı olarak müteselsilen tahsiline karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar M. B., Ö. A. savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy