(765 S. K. m. 61, 495, 497) (5237 S. K. m. 7, 35, 53, 86, 116, 119, 142, 143) (5271 S. K. m. 253, 254) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın olay günü gece vakti, soruşturma evrakı ayrılan diğer iki faille birlikte hırsızlık yapmak için sonradan şikayetinden vazgeçen mağdura ait konutun önüne geldiği, faillerden birinin dışarıda beklediği, sanık ve arkadaşının kişisel çeviklik gerektirmeden pencereye tırmandıkları, plastik doğramadan üretilmiş pencere çerçevesini açtıkları, sanığın içeri girdiği anda bir şey çalamadan mağdur tarafından görüldüğü, diğer iki failin kaçtıkları, sanığın mağdur tarafından yakalandığı, kurtulmak ve kaçabilmeyi sağlamak için bıçak çeken sanığın mağduru yaşamsal tehlike oluşturmayacak ve 5 gün iş ve gücüne engel oluşturacak şekilde yaraladığı anlaşılıp kabul edilmiş olması karşısında; sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK'nın 495/2.maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 497/1, 61. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın dolaylı yağma suçuna yer vermemiş olması nedeni ile aynı Yasanın sübut bulan suça uyan 142/1-b, 143/1, 35/2, 53.maddelerinde tanımlanan hırsızlık; 116/1-4, 119/1-c,53.maddelerinde tanımlanan konut dokunulmazlığını bozmak ve aynı Yasanın 86/2, 86/3-e,53.maddelerinde düzenlenen kasten yaralama suçları için öngörülen cezaların alt ve üst sınırları ile konut dokunulmazlığını bozmak suçu yönünden 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254.maddelerinde öngörülen uzlaşma hükmü bakımından, 5237 sayılı TCK'nın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında sanık yararına olan yasanın yeniden mahkeme tarafından belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık M C savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 25.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy