(5237 S. K. m. 7, 31, 50, 52, 61, 62, 142, 143, 145, 168) (765 S. K. m. 55, 59, 492, 522) (5252 S. K. m. 5, 9) (647 S. K. m. 4) (5395 S. K. m. 23, 24) (YCGK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.) (YCGK 11.07.2006 T. 2006/5-182 E. 2006/182 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 Sayılı yasanın hükümlü yararına olduğu kabul edildiği halde, 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesine aykırı olarak 647 Sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca özgürlüğü bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesi suretiyle karma uygulama yapılması,
5252 Sayılı Kanunun 5. maddesiyle yasalarda öngörülen ağır para cezalarının adli para cezasına dönüştürüldüğünün gözetilmemesi,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.7.2006 tarih, 2006/5-182/182 Sayılı kararlarında belirtildiği üzere; 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 Sayılı T.C.K.nun 142/1-a, 168/1, 31/3, 62 ve 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddelerine uyan hırsızlık suçunu oluşturan eylem sebebiyle aynı Yasanın 61. maddesine uygun olarak temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
5252 Sayılı Kanunun 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından dosya içeriğine göre sanığın eylemine uyan, 765 Sayılı T.C.K.un 492/6, 522 (pek hafif), 55/3, 59/2 ile 5237 Sayılı T.C.K.nın 142/1-a, 168/1, 31/3, 62, 50/1-a, 52/2 maddeleri bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddeleri ışığında değerlendirme ve uygulama yapılarak, sanığın olay tarihinde 15-18 yaş grubu içerisinde olması sebebiyle 5395 Sayılı Kanunun 5560 Sayılı Yasayla değişiklikten önceki 24. maddesi uyarınca uzlaşma girişiminde bulunulduktan sonra sonucuna göre her iki yasanın ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması suretiyle lehe Yasanın saptanması gerekirken yazılı biçimde uygulama yapılması,
Kabule göre de:
5237 Sayılı T.C.K..nın 145. maddesindeki malın değerinin azlığı kavramının, 765 Sayılı T.C.K.'nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, değer azlığının 5237 Sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüde düşük miktarlar esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,
Hükümlü hakkında, 5237 Sayılı TCK'nın 142/1-a maddesiyle belirlenen cezadan değerin azlığı sebebiyle indirim yapılırken, indirim yasa maddesi olarak 145. madde yerine 143. maddenin gösterilmesi,
Hükümlünün soruşturma aşamasında yakınanın zararını karşıladığının anlaşılması karşısında, koşulları oluştuğu halde 5237 Sayılı TCK'nın 168/1 maddesiyle uygulama yapılmaması,
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesiyle değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü M. M.'nun temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 12.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy