(5237 S. K. m. 150) (765 S. K. m. 59, 61, 495, 522) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.7.2006 tarih, 2006/5-182/182 Sayılı kararlarında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir.
Somut olayın incelenmesine gelince:
Sanık H. S.'in, 22.2.2002 günü, saat 15.30 sıralarında, diğer sanıklar M. E. ve D. K. ile birlikte yakınanın karşısına çıkıp tehdit ile 120 TL istedikleri, yakınan saat 17.00 sıralarında 100 TL hazır edip kahvehanede sanıklara verdiği sırada sanıkların suçüstü yakalandığı sabit görülerek, Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Dairemizce onanarak kesinleşen 21.8.2002 gün ve 2002/104-263 Sayılı kararıyla; 765 Sayılı T.C.K.nun 495/1, 61, 59/2. maddeleri gereğince belirlenen 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile hükümlendirildiği; hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın uyarlanması istendiğinde; eylemin aynı Yasanın 149/1-c, 35/2, 150/2, 62/1. maddelerine uyduğundan söz edilip, anılan madde hükümlerine göre 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildiği anlaşılmışsa da;
1-) 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki Kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek 5237 Sayılı Yasaya göre yağma suçunu oluşturan eylem sebebiyle verilecek temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve aynı Yasanın 61. maddesi uyarınca cezanın bireyselleştirilmesi için duruşma açılarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-) Yağma suçu, 5237 Sayılı T.C.K.nun 149/1. maddesinin (c) ve (d) bentlerine aykırı biçimde işyerinde ve birden fazla kişi ile birlikte işlenmesine karşın, aynı Yasanın 61. maddesi uyarınca, temel ceza belirlenirken, (d) bendinin değerlendirilmeye esas alınmaması,
3-) 5237 Sayılı T.C.K.nun 150. maddesinin 2. fıkrasındaki malın değerinin azlığı kavramının, 765 Sayılı T.C.K.nun 522. maddesindeki hafif veya pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, 'değerin azlığının 5237 Sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde, 150. maddenin 2. fıkrasına düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,
4-) Hükümlünün eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.nın 495/1, 61, 59/2. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K. nın aynı suça uyan 149/1-c-d, 35/2, 62. maddelerinin anılan Yasanın 7/2, 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddeleri ışığında ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanarak lehe yasanın saptanması zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, ek kararın açıklanan sebeplerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlü lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 09.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy