(5271 S. K. m. 150, 231, 253, 254) (5252 S. K. m. 9) (5237 S. K. m. 35, 53, 116, 141, 142, 151) (765 S. K. m. 61, 81, 492, 493) (YCGK. 26.12.2006 T. 2006/8-317 E. 2006/319 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Sanığın önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması sebebiyle 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanun ile değişik 5271 Sayılı C.M.K.nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.12.2006 günü ve 2006/8-317 esas. 2006/319 Sayılı kararı ile hükümden sonra 5560 Sayılı Kanun ile değişik 5271 Sayılı C.M.K.nın 150/3. maddesindeki yeni düzenleme karşısında; sanıklara zorunlu savunman atanması gerektiği yönündeki tebliğnamede bu yöndeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir.
Ancak;
1) 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 765 Sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu oluşturan eylem sebebiyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde uygulama yapılması,
2) 5237 Sayılı T.C.K.nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 Sayılı T.C.K.nun 492/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanığın, yakınana ait eve, gündüzleyin kapı kilidini kırarak girip hırsızlığa kalkışma suçunu işlediği, yakınmanın da devam ettiğinin anlaşılması karşısında; eylemin 5237 Sayılı T.C.K.nun 142/1-b maddesindeki hırsızlığın yanı sıra aynı Yasanın 116/1. maddesindeki gündüzleyin işyeri dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilip bu suçlardan da değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
3) Sanığın eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.nun 493/1, 61, 81/2. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.un aynı suça uyan 142/1-b. 35/2, 53; 116/2, 53 (5271 Sayılı Kanunun 253, 254); 151/1, 53. (5271 Sayılı Kanunun 253, 254) maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezaların alt ve üst sınırları bakımından; uygulamaya göre sanık yararına olan Yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmesi zorunluluğu,
4) Kabule ve uygulamaya göre de:
5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesine aykırı biçimde; lehe Yasanın 765 Sayılı T.C.K.olarak kabul edilip uygulanmasına karar verildiği halde, aynı Yasanın 81/2. maddesi ile uygulama yapılması gerekirken, 5237 Sayılı T.C.K.nunda düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi suretiyle karma uygulama yapılması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle istem gibi BOZULMASINA, 14.3.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy