(5237 S. K. m. 116, 141, 142) (765 S. K. m. 493, 522) (5271 S. K. m. 253, 254)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Katılana ait konutun giriş kapı kilit dili geri ittirilerek gerçekleştirilen eylemin, 5237 Sayılı T.C.K.'nun 142/1-b, 765 Sayılı Kanunun 493/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeyerek, yazılı biçimde uygulama yapılması,
2) Kabule göre de;
a) 5237 Sayılı T.C.K.'nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 Sayılı T.C.K.'nun 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin 5237 Sayılı Kanunun 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra 5237 Sayılı T.C.K.'nun 116/1. maddesinde belirtilen konut dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu gözetilerek bu konuda değerlendirme yapılmaması, 5237 Sayılı Yasaya göre hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarını oluşturan eylemleri sebebiyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
b) Sanığın eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.'nun 493/1, 522. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın aynı suça uyan 142/1-b. 116/1. maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddeleri ışığında, (konut dokunulmazlığını bozma suçuyla ilgili 5271 Sayılı C.M.K.'nun 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümleri de dikkate alınarak 5237 Sayılı T.C.K.'nun sanık lehine olduğunun gözetilmesi zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı C.M.U.K.'nun 326 /son maddesi gereğince ceza süresi bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 20.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy