(5271 S. K. m. 231) (647 S. K. m. 5) (YCGK. 26.09.2006 T. 2006/8-167 E. 2006/198 K.) (YCGK. 04.03.2008 T. 2008/6-47 E. 2008/43 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Sanığın kabul edilen eylemi sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir cezanın hükmolunması gerekirken, yanılgılı uygulama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilme sınırı içerisine giren bir cezanın verilmesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği, aksi halin, sanığın; önceki yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkacak sonuçtan 2. kez yararlandırılmasının sağlanmasına, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açacağını belirten Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 4.3.2008 gün ve 2008/6-47 esas-2008/43 Sayılı kararı gereğince, sanık hakkında hükümden sonra 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 Sayılı C.M.K.nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler kurulunun takdirine göre, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yakınanın işyerinde müşteri gibi gelerek içki içen sanık ve arkadaşının, gece 24:00 sıralarında patronla görüşmek istediklerini söylemeleri sebebiyle masalarına gelen yakınana hitaben "buranın rantını kim yiyor diye sordukları, yakınanın "ne demek istiyorsunuz "diye karşılık vermesi üzerine de, "rant karşılıksız kazanılan paradır" şeklinde açıklamada bulundukları, kendisinden haraç istediklerini anlayan yakınanın, "ben buraya tırnaklarımla kazarak geldim, karşılıksız para kazanmadım, kimseye bedelsiz bir para vermedim" şeklinde olumsuz cevap vermesi sebebiyle de "İstanbul'dan geliyoruz, biz farklıyız, İstanbul'da Kürt Mehmet'i tanır mısın? Ailen, çocukların da var, nerede oturduğunu biliyoruz. Pazartesi günü hazırlıklı ol, tekrar geleceğiz" dedikleri, yakınanın "benden ne istiyorsunuz, kimseye rant vermem" şeklinde söz söyleyerek isteklerini kabul etmemesi üzerine, masadaki şişe ve bardakları yere attıkları, sanığın, yakınanın kolundan tuttuğu, diğer sanığın ise, belinden çıkardığı bıçak ile yakınana saldırdığı, yakınanın, polise haber vermelerini çalışanlarından istemesi üzerine olay yerinden kaçtıklarının anlaşılması karşısında, yakınanın ve ailesinin hayatına yönelik bir saldırı gerçekleştireceklerinden bahisle tehdit ederek para istemeleri biçimindeki eylemin, yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.9.2006 gün ve 167/198 Sayılı kararı ışığında, fer'i ceza niteliğindeki gecikme zammına ilişkin 647 Sayılı Kanunun 5/5. maddesinin, 5275 Sayılı Kanunun 122/1. maddesiyle 1.6.2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, süresinde ödenmeyen para cezalarına gecikme zammı uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 326 /son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 07.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy