(765 S. K. m. 404) (5271 S. K. m. 231) (5237 S. K. m. 191)
Dava: Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Sanıkların, yakınanın işyerine kepenk kilidini kesmek suretiyle girerek hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında; eylemin hırsızlığın yanı sıra 5237 Sayılı T.C.K.nın 116/2-4 ve 119/1-c maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğunun düşünülmemesi, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Yakınana ait işyerine kepenk kilidi kesilmek suretiyle girildiğinin anlaşılması karşısında; hırsızlık suçunun anahtarla ya da diğer bir aleti anahtar gibi kullanarak kilit açmak suretiyle gerçekleştirildiğine dair kanıt bulunmadığı ve sanıkların eyleminin 5237 Sayılı T.C.K.nun 142/1-b maddesi kapsamında kaldığının gözetilmemesi,
2- 5237 Sayılı T.C.K.nın 145. maddesindeki malın değerinin azlığı kavramının 765 Sayılı Kanunun 522/1. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliğinin bulunmadığı, değerin azlığının 5237 Sayılı Yasaya özgü, ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacıyla suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanıkların özgülenen kastı, yakınanın etkilenimi ve olayın vahameti de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacı dışında yorumlar getirilerek cezalarından indirim yapılması,
3- Sanık N. S.'ün, kısmen zararı giderdiği, yakınanın da kısmi iade sebebiyle cezada indirime rızasının olduğunu belirttiği ve koşullarının oluştuğunun anlaşılması karşısında; sanıklar C.Ö. ve E. K. hakkında da 5237 Sayılı T.C.K.nun 168/1-4. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
4- Sanık N. S. hakkında verilen hapis cezasının ertelendiğinin anlaşılması karşısında; kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından 5237 Sayılı T.C.K.nun 53/1 ve 2. fıkra hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin 3. fıkrasına aykırı davranılması,
5- Yargılama giderinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı, ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, müteselsilen alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 Sayılı C.M.K.un 326/2. maddesine muhalefet edilmesi,
6- Sanık E. K.'ın hükümlülüğüne konu 765 Sayılı T.C.K.nın 404/2. maddesi uyarınca uyuşturucu madde kullanmak suçuyla ilgili 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nun 191. maddesinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri düzenlendiğinden; yapılacak uyarlama sonucu tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi durumunda ve diğer sanıklar N. S. ve C. Ö.'ye yüklenen suçun niteliği, cezanın türü ve süresine göre; hükümden sonra yürürlüğe giren vaki değişiklikler karşısında; 5271 Sayılı C.M.K.nın 231. maddesi gereği sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar E. K., N. S. ve C. Ö. savunmanlarının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı C.M.U.K.un 326/son maddesi gereğince N. S.'ün kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 09.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy