(5395 S. K. m. 23, 24) (5271 S. K. m. 231) (YCGK. 03.02.2009 T. 2008/11-250 E. 2009/13 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Sanık E. B. velisi ile yakınanın uzlaşmayı kabul etmesine rağmen, yüklenen suçlardan dolayı sanık hakkında 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesinin uygulanmaması,
5395 Sayılı ÇKK'nun 23/2-d maddesine göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. Bu düzenleme karşısında, öncelikle bir zararın giderilebilmesi için, ortada ölçülebilir ve giderilebilir somut bir zarar bulunmalıdır. Ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeği de göz önünde bulundurulduğunda, ortada somut bir zararın olmadığı suçlarda, örneğin ruhsatsız silah bulundurma ve taşıma, tehdit, hakaret gibi suçların yol açtığı üzüntü ve tedirgin olma, korkma sebebiyle uğranılan manevi zarar ancak bir yargılama ve takdir sonucunda belirlenebileceğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları içinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. CGK'nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250-13 Sayılı Kararında da belirtildiği gibi, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Zira, 5271 Sayılı Kanunun 231 ve ÇKK'nun 23. maddelerindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır.
Somut olayda sanıkların hırsızlık eylemi tamamlanmış ve yakınanın zararı soruşturma aşamasında giderilmiştir. İşyeri dokunulmazlığını ihlal suçunda ise yukarıdaki açıklamalar ve sözü edilen CGK kararı ışığında somut bir zararın bulunmadığı, suçun işleniş özeliklerine göre zararın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, ancak hukuk yargılamasına konu olacak manevi bir zarardan söz edilebileceğinden, bu tür suçlarda sanık lehine davranılarak zararın karşılandığının kabulünde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, yakınanın zararının giderilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar H. İ. B. ve E. B. savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan sebeple kısmen tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 27.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy