(1412 S. K. m.317, 322) (5237 S. K. m. 58, 149, 220) (5271 S. K. m. 326)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık M. K. savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık M. K. hakkında yağma suçu sebebiyle kurulan hüküm yönünden duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;
Sanıklar M. K., C. Ç. ve Y. U. hakkında katılan H. T. ile yakınan A. T.'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçundan zamanaşımı içinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
A-) Sanıklar M. K. ve C. Ç. hakkında ruhsatsız tabanca taşıma ile sanıklar C. Ç., M. K. ve Y. U. hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurup yönetmek ve örgüt üyesi olmak suçları sebebiyle kurulan hükümlere yönelik katılan PTT Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz isteminin incelemesinde;
Suçtan doğrudan zarar görmeyen PTT Genel Müdürlüğü vekilinin 6136 Sayılı Yasaya aykırılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurup yönetmek ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçları sebebiyle sanıklar hakkında açılan kamu davalarına katılmaya hak ve yetkisi bulunmadığı gibi, yasaya aykırı olarak verilen katılma kararı da hükmü temyize yetki vermeyeceğinden, PTT Genel Müdürlüğü vekilinin anılan suçlara yönelik temyiz inceleme isteğinin 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK'nun 317. maddesi uyarınca kısmen istem gibi REDDİNE,
B-) Sanıklar C. Ç.ve Y. U. hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurup yönetmek, sanık M. K. hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçları sebebiyle kurulan hükümlere yönelik adı geçen sanıklar ve savunmanları ile sanık Y. A. hakkında suç eşyasını bilerek kabul etmek suçları sebebiyle kurulan hükme yönelik katılan PTT Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde;
İncelenen dosya içeriğine göre, sanıklar arasında gevşekte olsa hiyerarşik bir yapının bulunduğu, bu yapı içerisinde yaptıkları işbölümü gereği yüklenen suçu işledikleri, sanıkların işlemiş oldukları yağma eyleminden sonra dağılmayıp, gerek yağma konusu biletlerin pazarlanması gerekse, başka suçları işlemek amacıyla birlikteliklerinin devam ettiği, birden fazla belirsiz suçları işlemek amacıyla bir araya geldiklerinin anlaşıldığı ve örgüt üyesi olmak için makul bir sürenin geçmiş bulunduğunun belirlenmesi karşısında; sanıklar C. Ç., Y. U. ve M. K. hakkında 5237 Sayılı TCY'nın 220. maddesiyle ilgili tebliğnamedeki bozma isteyen düşünce benimsenmemiş, kasıtlı suçlardan hükümlülükleri bulunan sanıklar C. Ç., Y. U. ve M. K. hakkında koşulları oluştuğu halde, anılan Kanun'un 58/6-7. maddesiyle uygulama yapılmaması da karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklara yükletilen davaya konu suç işlemek amacıyla örgüt kurup yönetmek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve suç eşyasını kabul etmek eyleminin yasada öngörülen suç tiplerine uygun olarak nitelendirildiği,
İddiaya, savunmalara ve toplanıp karar yerinde gösterilen yeterli kanıtlara göre belirtilen suçların sanıklar tarafından işlendiği,
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ileri sürülen iddia, itiraz ve savunmaların incelenip tartışıldığı ve kanıtlara uygun olarak değerlendirildiği,
Yasal ve takdiri arttırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği,
Duruşma sonunda oluşan vicdani kanı ve uygulama maddeleri uyarınca cezaların eleştiri dışında doğru olarak belirlendiği,
Anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5271 Sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı, ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar C. Ç., M. K. ve savunmanları, sanık Y. U. savunmanı ile katılan PTT Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 Sayılı Kanun'un 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama giderlerine dair bölüm çıkarılarak, yerine "sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına" tümcelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C-) Sanıklar C. Ç., M. K., Y. U. hakkında yağma ile sanık S. Ö. hakkında suç eşyasını bilerek kabul etmek suçları sebebiyle kurulan hükümlere yönelik temyize gelince;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Yağma suçunun 5237 Sayılı TCY'nın 149. maddesinin 1. fıkrasının (a), (c), (g) ve (h) bentlerine aykırı biçimde, silahla, birden çok kişi ile birlikte, suç örgütüne yarar sağlamak amacıyla ve geceleyin işlendiği gözetilmeden, yazılı biçimde uygulama yapılması,
2-) Kasıtlı suçlardan hükümlülükleri bulunan sanıklar hakkında koşulları oluştuğu halde, 5237 Sayılı TCY'nın 58/6-7. maddesiyle uygulama yapılmaması,
3-) Kabul ve uygulamaya göre de;
5271 Sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar C. Ç., M. K. ve savunmanları, sanık Y. U. savunmanı ile katılan PTT Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçelerinde, sanık M. K. savunmanı Av. Ö. Ü.'nün duruşmada ileri sürdüğü tüm itiraz ve savunmaları ile tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, dair oybirliğiyle verilen karar 25/02/2009 gününde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı M. B..'nin katıldığı oturumda, sanık savunmanının yokluğunda açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı. (¤¤)