(5237 S. K. m. 53)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Yağma suçu, kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına bir saldırı gerçekleştireceği ya da mal varlığı bakımından büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslim veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması olup, tehditin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli ve yoğunlukta olması gerekir. Yani tehditin mağdur tarafından ciddiye alınmış olması ve mağdur üzerinde korkutucu etkisinin bulunması zorunludur.
Şantaj suçunda ise; hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle bir kimseyi, kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, kendisine yahut başkasına yarar sağlamak için bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususları açıklayacağı veya isnat edeceği tehdidini yapmaktadır:
Şantaj ve yağma suçlarının her ikisinde de bir tehditten bahsedilmesine karşın; yağmada fail, malı teslime yanaşmadığından, mağduru şahsen veya malen tehlikeye düşüreceği yolunda tehdit ve/veya cebir kullanıp, malın alınmasına sükut ederek, karşı duruşunu ortadan kaldırırken,
Şantajda fail, bir şeyi yapma konusunda pozitif bir hak veya negatif bir yükümlülüğe sahip olup, bundan bahisle mağdur üzerinde baskı kurup, ya da mağdurun şeref ve saygınlığını zedeleyecek bir hususu açıklama veya isnat tehdidinde bulunmaktadır.
Bu haliyle yağma ve şantaj suçları birbirinden farklı olup, tehdidin yağma veya şantaj suçunda aranan nitelikte olmaması veya mağdur üzerinde korkutucu etki yaratmaması halinde ise, her olayın özelliğine göre suçun vasfı, mevcut deliller çerçevesinde belirlenecektir.
Somut olaya gelince; yakınan M.A.'nin, olaydan bir gün önce E. ile arasında geçen tartışma ortamından kaçarken üzerinde taşıdığı sağlık karnesini düşürdüğü, bunu ele geçiren E.'ın söyleyin sağlık karnesi bende, 100 TL hazırlasın gelsin alsın şeklindeki mesajım yakınanı tanıyan tanıklar ve sanık A.' a söylediği,
Sanık A.'ın aynı okulda okuyan yakınan ile karşılaştığında bu mesajı ona ilettiği, yakınanın parası olmadığını söylemesi üzerine, sanığın ne kadar paran var diye sorduğu, yakınanın da cebinden 1 TL çıkarıp sanığa verdiği, sanığın buna inanmayıp ceplerini boşalt demesi üzerine, yakınanın cebinde bulunanları çıkarıp eline aldığı, cep telefonunu bu aşamada gören sanığın bunu kendisine vermesini istediği, yakınanın olumsuz yanıtına rağmen ısrar edip, telefonu çekip aldığı ve önceden aldığı 1 TL'yi ise yakınan M. A.'ye iade edip, telefonun pin kodunu sorduğu, yakınanın bu konudaki bilgiyi sanığa vermediği, sanığın ders görülen sınıfa girince bu defa cep telefonun satılık demesi üzerine malının satılacağı artık ona ulaşamayacağını düşünen yakınanın olayı ağabeyi A. O. A.'a anlattığı, konunun okul idaresine bildirildiği, okul yetkililerinin sanık A.'yi okulun idare kısmına çağırdıkları, sanığın önce telefonun kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü, bunu kanıtlaması için telefonun pin kodunu girmesi istenince sanığın bunu başaramadığı ve bununla ilgili tutanağın da düzenlendiği dosya kapsamı ile sabit olan olayda;
Sanık A.'ın, E.'nin mesajını iletmesi üzerine yakınanın o kadar parası olmadığını sadece 1 TL'si olduğunu söyleyerek, bunu sanığa teslim etmesinden sonra başkaca parasının da olmadığını kanıtlamak için de ceplerini boşalttığı, işte bu aşamada suça konu cep telefonunu gören sanığın cep telefonunun kendisine verilmesini ısrarla istemeye başladığı, yakınanın karşı çıkmasına rağmen, sanığın yakınanın elinden suça konu cep telefonunu çekip alıp, 1 TL'yi geri iade etmesi şeklinde, yeni bir kast altında sanığın gelişen eylem ve söylemlerinin yağma ve şantaj suçlarında aranan nitelikte tehdit kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanığın eyleminin bu hal ile hırsızlık suçunu oluşturacağı düşünülmeden, yerinde yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kabule göre de,
2- 5237 sayılı Yasanın 53/3. maddesi göz ardı edilerek, 53/1-c bendinde belirtilen haklardan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından da sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık A. savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 19.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy