(5237 S. K. m. 53, 58, 165)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Sanığın tekerrüre esas hükümlülüğü bulunduğu halde hakkında TCK.nın 58/6-7 maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1- Olay tarihinde saat 19.45 sıralarında mağdurun cami bahçesine mobiletini park ettiği, 20.10.2005 tarihli olay yakalama ve el koyma tutanağına göre; saat 20.00 sıralarında söz konusu aracın çalındığı ihbarı üzerine bir polis ekibinin olay yerine doğru intikal ettiği, bu sırada yakınana ait mobiletin, üzerinde 2 kişi olduğu halde yine bir başka motosikletin de aynı şekilde hızla polis ekiplerine doğru geldiği, ancak şahısların polis aracını görmesi üzerine yön değiştirdiği, yapılan kovalamaca sonrası iki şahsın yakınana ait motordan inerek kaçtıkları, diğer motoru kullanan ve hakkında beraat kararı verilen F. B.'un ise yakalandığı, bu şahsa kaçanların kim olduğu sorulduğunda sanık H. ve babası olduğunu belirttiği, 20.10.2005 tarihli fotokopiden ibaret olan ve saat 01.20'de tutulan kolluk tutanağına göre ise; F. B.'un kullandığı telefonu sanık H.'in eşinin ve arkasından gizli numarayla sanığın arayarak evi gösterme, bizi yakma diyerek telefonu kapattıkları, akabinde F. B. tarafından belirtilen adreste sanık H.'in bulunamadığı, bilahare yakalama kararına istinaden sanık H.'in yakalandığı, sanığın aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmeyip olayla ne kendisinin ne de babasının bir ilgisi olmadığı belirttiği, sanığın mahkemenin gerekçeli kararında belirtilenin aksine mobileti satın aldığından bahsetmediği, yapılan yargılama sonrasında; sanık F. B. hakkında hırsızlık suçundan her türlü şüpheden uzak somut delil elde edilemediğinden beraatine, sanık H. hakkında ise suç eşyasının satın alınması suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de; sanığın atılı suçu (hırsızlık ya da suç eşyasının satın alma suçunu) işleyip işlemediğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde her türlü şüpheden uzak olarak ortaya konulması gerekmektedir.
Hal böyle olunca;
Öncelikle dosyada bulunan 20.10.2005 tarihli tutanak başlık evrakın aslının ya da onaylı bir örneğinin getirtilip sanığın savunmasının aksine her türlü kuşkudan uzak yeterli ve kesin bir delilin olup olmadığının tespiti bakımından;
a- Tutanak tanıklarından; sanık ve eşinin, belirtilen şekilde hakkında beraat kararı verilen sanıkla yaptıkları aramalarla ilgili bilgi ve görgülerinin sorulması,
b- Söz konusu 537 697 48 62 nolu cep telefon numarasının kime ait olduğunun HTS raporlarının getirtilerek tespitinin gerektiği ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı biçimde hüküm kurulması,
2- Uygulamaya göre de;
a- TCY.nın 165/1 inci maddesi gereğince suç eşyasını satın almak suçundan kurulan hükümde, özgürlüğü bağlayıcı cezanın yanı sıra adli para cezasına hükmolunmaması
b- Sanığın, TCK'nın 53 üncü maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1 inci fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3 üncü fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık H. T.'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkın korunmasına, 16.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy