(4721 S. K. m. 141)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 09.09.2005 ve 25.11.2008 tarihli tebliğnameleri ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Baba-oğul olan sanıklar S.A. ile A.A.'n, suça konu otomobili olaydan önce tanık U.K.'dan haricen satın alıp bir süre bindikten sonra sanık Ş.K.'a yine haricen 3.750.000.000 TL ye sattıkları, karşılığında da sanık Ş.'in, müşterisine ait 4.750.000.000 TL lik senedi ödendiğinde bakiyesini geri almak üzere verdiği, senedin vadesinde ödenmemesi üzerine, sanık Ş.'in, senedi geri almaksızın diğer sanıklara 1.000.000.000 TL ödeme yaptığı ve yaklaşık 10 ay sonra suça konu otomobili yakınan F.D.'e başka bir araçla takas etmek suretiyle verdiği, yakınanın otomobili satmak için götürdüğü oto pazarında sanık A.'nin , aracı görüp, yakınandan araçla ilgili bilgi alıp halen noter satışının kimde olduğunu ve yakınanın telefon bilgilerini öğrendiği, bilahare de arabanın satışına aracılık yapacağım diye ev adresi bilgilerini öğrendiği, olay günü de, yakınanın evinin önüne park ettiği otomobilinin çalındığı ve aynı gün de aracın kayıt maliki olan U.K.'nın , sanık S.A.'a noterden satışını yaptığı, çalınma olayından birkaç ay sonra aracın sanıklar A. ve S. tarafından bu kez haricen tanık M.T.'na, M. tarafından tanık R.Ç. ve R. tarafından da en son Ö.U.'ya satıldığı, Ö.'ın 25.07.2002 tarihinde aracın noter satışını sanık S.'ten alıp, trafik kaydını da kendi üzerine yaptırmak isterken çalıntı ihbarının olduğunu öğrenip kolluğa müracaat ettiği olayda;
Sanık Ş.K.'ın aşamalarda savunduğu; diğer sanıklara borcu olduğunu ancak atılı suçlamayı kabul etmediğini savunduğu;
Sanıklar A. ve S.A.'ın ise aşamalarda ayrıntılarda çelişkiye düşmekle birlikte özü itibariyle; sanık Ş.'in kendilerine olan borçlarını ödememesi üzerine, ya senedin parasını ya da arabayı getirmesini istediklerini, bir gün sabah kalktıklarında evlerinin önünde suça konu arabayı gördüklerini içinde ruhsatının ve kontak anahtarının olduğunu, bunu sanık Ş.'in getirip bırakmış olabileceğini düşündüklerini, sonradan Ş. hiç görüşemediklerini ve senedin kendilerinde kaldığını savunduklarının anlaşılması karşısında;
1- Sanık Ş.K.'ın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin, diğer sanıklar Ali ve Servet Aktaş'ın arabayı bu sanığın getirmiş olabileceğine ilişkin soyut anlatımları dışında, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden, beraatı yerine yazılı biçimde hükümlülüğüne karar verilmesi:
2- Sanıklar S.A. ve A.A.'ın, aşamalarda yaptıkları savunmalarının hayatın olağan akışına aykırı olması, suça konu otomobilin çalındığı gün tanık U.'dan noter satışını alıp sonradan satmaları, sanık A.'nin otomobili araba pazarında görüp yakmanın ev adresini öğrenmesinden bir hafta sonra olayın meydana gelmesi birlikte değerlendirildiğinde; anılan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek, ellerinde haksız olarak bulundurdukları anahtarla, kendilerine her hangi bir borcu bulunmayan yakınanın otomobilini çalmak suçundan ayrı ayrı mahkumiyetleri yerine, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde beraatlarına karar verilmesi;
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, katılan F.D. vekilinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 16.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy