(2709 S. K. m. 40) (765 S. K. m. 55, 492, 522) (5271 S. K. m. 34, 40, 231, 232, 309) (7201 S. K. m. 35) (YCGK 30.01.2007 T. 2007/3-9 E. 2007/18 K.)
Dava ve Karar: Yankesicilik suretiyle hırsızlık suçundan sanık M. N.'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 492/7-son, 522. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2007 günlü ve 2002/121 esas, 2007/323 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 19.02.2008 tarih ve 2008/10860 sayılıyasa yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C. Başsavcılığının 13.03.2008 tarih ve KYB.2008048031sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 27.03.2008 gününde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(Kayden 27.10.1984 doğumlu olup, suçun işlendiği 23.05.2001 gününde 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin edilen cezadan, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 55/3. maddesi gereğince indirim yapılmamış bulunulmasında isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;
Sanık hakkında Mahkemece verilen 06.06.2007 tarihli hüküm sanık M. N.'in bildirdiği Ninehatun Mah. 36 Sokak N:42, k:2, D:3 Esenler İstanbul adresi yerine, Muhsine Hatun Mah. Fındık Kıran Sok. N:10 Kumkapı - İstanbul adresine tebliğe çıkartıldığı ve tebliğ memuru tarafından sanığın adresinde tanınmadığı gerekçesiyle iade edilmesi üzerine bu kez, doğru adrese 7201 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca tebliğ işlemi yapılmış ise de; anılan madde uyarınca tebliğ yapılabilmesinin ön koşulu öncelikle bildirilen adrese normal yolla tebliğin çıkartılması ve tebliğ memurunun muhatabın yeni adresini belirleyememesi olup, bu koşul sağlanmadan yapılan tebliğ geçersiz olduğu gibi; ilkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 tarih ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK'nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi yasa yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerektiğinin belirtildiği; anılan kararda yasa yolu için ne şekilde başvurulacağının gösterilmediği; sanığa yapılan tebligatta da bu açıklamaların yer almadığı, bu sebeple yapılan tebliğin kendisine bağlanan sonucu doğurmayacağı ve kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında;
Sonuç: Kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay'dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek;
1- Manisa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2007 gün ve 2002/121 - 2007/323 sayılı kararı kesinleşmediğinden yasa yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE;
2- Sanık M. N.'e anılan kararın, kanun yolunun ne olduğunu, başvuru süresini, sürenin ne zaman başlayacağını, merciini, nereye ve şeklini gösterir şekilde açıklamalı olarak yöntemine göre tebliğ edilip, buna ait belge ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına İADESİNE; 20.01.2010 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy