(5271 S. K. m. 52, 170, 174, 309) (5237 S. K. m. 148)
Dava: Yağma suçundan şüpheliler M. O., S. G., K. K., M. A. ve M. A. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28.12.2007 tarihli ve 2007/9148 soruşturma, 2007/4040 esas, 2007/188 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle aynı Kanun'un 174. maddesi gereğince iadesine dair, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.01.2008 tarihli ve 2007/68 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın kısmen kabulüne ilişkin, Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/01/2008 tarihli ve 2008/34 müteferrik sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 19/02/2008 gün ve 10594 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 13/03/2008 gün ve 48032 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 27/03/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
Dosya kapsamına göre, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce; yaşları küçük olup aynı zamanda olayın tanığı konumunda bulunan mağdurlar Sinan Özcan, R. M. M., Ş. B. O., Ö. O. A., A. D. ve M. I.'ın Cumhuriyet Savcılığında ifadeleri alınırken, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 52/3-a maddesi uyarınca görüntülü veya sesli kayıt alınması zorunlu olan tanık beyanlarının usule uygun şekilde toplanmamış olması gerekçesi ile iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Kanun'un 170/3. maddesinde iddianamede hangi hususların gösterileceği aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin öngörüldüğü, iade nedenleri arasında usuli eksikliklerin bulunmasının gösterilmediği, her ne kadar küçük mağdurların Cumhuriyet Savcılığında ifadeleri alınırken anılan Kanun'un 52/3-a maddesi uyarınca görüntü veya ses kaydı alınmasının zorunlu olmasına rağmen buna uyulmaması usul ve yasaya aykırı ise de, bu eksikliğin iade nedeni olarak yasada gösterilmediği, ayrıca bu eksikliğin alınan ifadenin geçersizliğini doğurmayacağından, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delilin toplanmamış olması sonucunu da meydana getirmeyeceği cihetle, bu sebebe dayalı iddianamenin iadesine yönelik itirazın da kabulü gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiştir.
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre;
Karar: 5271 sayılı CMK. nun 170/3 ve 174/1. maddelerinde iddianamede nelerin gösterileceği ve hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Yasanın 170/2. maddesinde, soruşturma evresi sonucunda toplanan kanıtlar, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet Savcısının bir iddianame düzenleyeceğinin hükme bağlandığı, elde edilen kanıtları yorumlayarak faili ve suç niteliğini takdir ve belirlemenin Mahkemenin görevine gireceği, somut dosyada yaşları küçük olan yakınanların ifadeleri alınırken 5271 sayılı CMK.nun 52/3-a maddesi uyarınca görüntü ve ses kaydı alınmamışsa da bu eksikliğin alınan ifadenin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı ve iade nedeni sayılamayacağı gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığından,
Sonuç: Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 14.01.2008 gün ve 2008/34 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 03.01.2008 günlü iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına, Mahkemece yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hükmün verilmesine, 11.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy