(765 S. K. m. 493, 522) (5252 S. K. m. 9) (5237 S. K. m. 7, 116, 119, 141, 142, 151) (5271 S. K. m. 253, 254) (YCGK. 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.) (YCGK. 11.07.2006 T. 2006/5-182 E. 2006/182 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü.
Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.7.2006 tarih, 2006/5-182/182 Sayılı kararlarında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir.
Somut olayın incelenmesine gelince:
Sanık M.Ç.'in 25.4.2003 günü, saat 12.45 sıralarında diğer iki sanıkla birlikte yakınanın konutundan hırsızlık yaptığı sabit görülerek Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin temyiz edilmeden kesinleşen 31.5.2005 gün ve 2003/656-2005/660 Sayılı kararıyla: 765 Sayılı T.C.K.nun 493/1-son, 522/1. maddeleri gereğince belirlenen 10 yıl cezası ile hükümlendirildiği; hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın uyarlanması istendiğinde; eylemin aynı Yasanın 142/1-b maddesine uyduğundan söz edilip 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildiği anlaşılmışsa da:
1- 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki Kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek 5237 Sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunun yanı sıra konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylem sebebiyle verilecek temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarında uzlaşma hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi ve cezanın takdiri için duruşma açılarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Suç tarihinin hükmün başında yanlış yazılması,
3- 5237 Sayılı T.C.K.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 Sayılı T.C.K.nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin 5237 Sayılı Kanunun 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçunun yanı sıra 5237 Sayılı T.C.K.nın 116/1, 119/1-c maddesinde belirtilen konut dokunulmazlığını bozma ve 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilerek, bu konuda değerlendirme yapılmaması, 5237 Sayılı Yasaya göre hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını oluşturan eylemleri sebebiyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,
4- Hükümlünün eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.nın 493/1-son, 522/1. maddelerine göre. 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K. nın aynı suça uyan 142/1-b. 116/1, 119/1-c, 151/1. maddelerinin, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarında 5271 Sayılı C.M.K.nun 253-254. maddelerinde düzenlenen uzlaşma hükümleri de dikkate alınarak, 5237 Sayılı Kanunun 7/2, 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddeleri ışığında ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanarak lehe yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü M. (G.) Ç.'in temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, ek kararın açıklanan sebeplerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, infaz aşamasında hükümlüler lehine uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 13.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy