(2709 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 62, 149, 150) (5271 S. K. m. 34, 40, 231, 232, 309) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 59, 497)
Dava ve Karar: Gasp suçundan sanıklar İ. S. ve B. Ç.'in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 497/1, 59/2. maddeleri gereğince 12 sene 6'şar ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair MERSİN 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/06/2001 tarihli ve 2000/246 esas, 2001/245 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerin uygulanması talebi üzerine, sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a,c,h, 150/2, 62. maddeleri uyarınca 4'er sene 2'şer ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 01/11/2005 tarihli ve 2000/246 esas, 2001/245 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 09/04/2009 gün ve 21217 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 14/05/2009 gün ve 100904 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 02/06/2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
Tüm dosya kapsamına göre,
1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddeleri uyarınca, yeni kanunun sanık lehine hükümler getirip getirmediği ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, temel ceza maddesi yanında kanuni ve takdiri artırım ve indirim maddelerinin uygulanmasında hakimin takdir hakkını kullanarak karar vermesini gerektiren durumlar ile hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik gerektirecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
2) Mahkemece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sanığın daha lehine olduğu kabul edilerek, anılan Kanun'un 149/1-a,c,h maddesi uyarınca verilen ceza üzerinden, malın değerinin az olduğu gerekçesiyle yarı oranında indirim yapılmış ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/2.maddesindeki malın değerinin azlığı kavramının 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma halinde, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği, somut olayda sanıkların mağdur İ.'den tehditle 8 milyon aldıkları, daha sonra kasa anahtarını istedikleri, mağdurun anahtarı vermemek için direnmesi üzerine aralarında kavga çıktığı ve sanıkların mağduru yaraladıkları nazara alındığında, sanıkların kastının daha fazlasını almak olduğu ve suçun işlenmesindeki özellik de dikkate alındığında cezasından 150/2. madde uyarınca indirim yapılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK'nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre,
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükümlü hakkında yapılan yargılama neticesinde kurulan hükmün sonuna tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile mahkememizin kararına karşı itiraz yolu açık olmak üzere ... karar verildi. dendiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK'nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiğinin açık ve buyurucu şekilde belirtildiği, ancak Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.11.2005 gün ve 2000/246- 2001/245 sayılı kararında, başvurulacak kanun yolu hususunda duraksama ve kuşku yaratıldığı, sanığın iradesinin yanıltıldığı, ayrıca gerekçeli kararın bu açıklamaları içerir biçimde tebliğ edilmediği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği, yukarıdaki açıklamalar ışığında hükmün henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında;
Sonuç: 1) Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.11.2005 gün ve 2000/246- 2001/245 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,
2) Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.11.2005 gün ve 2000/246-2001/245 sayılı kararının yasa yollarını açıkça ve duraksama oluşturmayacak biçimde açıklamalı olarak sanık İ. S.'a tebliğ edilip, buna ilişkin belge ile sunarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına İADESİNE, 06.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy