(765 S. K. m. 53, 61, 495, 497) (5237 S. K. m. 7, 35, 106, 116, 119, 142, 151) (5252 S. K. m. 9)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1- Sanığın olay günü yanında kimliği belirlenemeyen suç ortağıyla birlikte yakınan Makbule A.'a ait dairenin kapısını zorlayıp açtığı sırada kapıyı açmaya gelen yakınan ile yüz yüze geldikleri, sanığın üzerinde taşıdığı bıçağı yakınana bir şey söylemeden gösterip, yakınanın bağırması üzerine hemen olduğu yerden uzaklaşarak merdivenlere yönelmişlerdir. Bu aşamada yakınanın olayı apartman görevlisi olan diğer yakınan F. T.'ye söylediği, yakınan F.'in giriş kapısını kapatıp sanığı yakalamak istediği sırada bu kez sanığın katılan F.'e bıçak savurup olay yerinden kaçtığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 765 sayılı yasanın 495/2 nci maddesi yollamasıyla 497/1 maddesinde düzenlenen dolaylı yağma suçunu; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı yasada dolaylı yağma suçuna yer verilmemesi nedeniyle sanığın eyleminin hırsızlığa kalkışma, mala zarar verme, konut dokunulmazlığını bozma ve silahla tehdit suçlarını oluşturduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanığın eylemine uyan 765 Sayılı TCY'nın 495/2 maddesi yollamasıyla 497/1, 61, maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, 35/2, 151/1, 116/1, 119/1-c, 106/2-a maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3 üncü maddeleri ışığında sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçuyla ilgili uzlaşma hükümlerinin uygulanmasının gözetilmesi zorunluluğu,
3- Kabule göre de; Sanığın, TCY'nın 53 üncü maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1 inci fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3 üncü fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, Sanık M. S. D. savunmanının temyiz itirazı bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 16.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy