(5271 S. K. m. 231) (5237 S. K. m. 31, 61, 116, 119, 141, 142, 143, 151) (765 S. K. m. 55, 492, 522) (647 S. K. m. 4) (5395 S. K. m. 24) (YCGK. 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.) (YCGK. 11.07.2006 T. 2006/5-182 E. 2006/182 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan hükümlü hakkında, 5271 Sayılı C.M.K.nın 231/5-14. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.7.2006 tarih, 2006/5-182/182 Sayılı kararları ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
1- 5237 Sayılı T.C.K.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 Sayılı T.C.K.nın 492/1. maddesinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu; diğer sanık ile birlikte olay günü gece vakti saat 00.30 sıralarında yakınanların birlikte oturdukları eve mutfak kapısını tekme ile kırarak girip hırsızlık yapan hükümlünün eyleminin, 5237 Sayılı T.C.K.nın 142/1-b ve 143/1. maddelerine uyan hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/1-4, 119/1-c, maddelerine uyan geceleyin konut dokunulmazlığını bozmak ve anılan Yasanın 151/1. maddesinde tanımlanan mala zarar vermek suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden bu konuda değerlendirme yapılmaması,
2- Hükümlünün eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.nın 492/1, 522/1 (pek hafif), 55/3, 647 Sayılı Kanunun 4/1. maddeleriyle, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 31/3, 116/1-4, 119/1-c, 31/3, 151/1, 31/3. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddeleri ışığında, 765 Sayılı Kanun hükümlerinin hükümlü lehine olduğunun gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
3- 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesi gereğince uzlaşma hükmünün değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4- 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 Sayılı Yasaya göre hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar vermek suçlarını oluşturan eylemleri sebebiyle 5237 Sayılı Kanunun 61/1. maddesi uyarınca, temel cezaların ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesi uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ile bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılmasının zorunlu olduğunun düşünülmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 11.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy