(5237 S. K. m. 31, 116, 141, 142, 151, 168) (765 S. K. m. 493) (5395 S. K. m. 24) (5271 S. K. m. 253)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç gününe göre dosya görüşüldü:
Karar: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve kanuna aykırılık bulunmadığından sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık K. K. E. hakkında 5395 sayılı Kanunun 24. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi,
2- 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, kazanılmış hakkın suçun nitelendirmesinde ve uygulanan kanun maddeleri yönünden olmayıp, 09.12.1999, tarihli ilk hükümdeki ceza süresi bakımından söz konusu olduğu, 5237 sayılı TCY'nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY'nın 493/1. maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemlerin 5237 sayılı Kanunun 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Kanunun 116/1-4. maddesindeki konut dokunulmazlığını bozmak ve 151/1. maddesine uyan mala zarar vermek suçlarını da oluşturduğu, iddianamenin düzenleniş tarihi itibariyle, iddianamedeki tavsife göre, anılan suçlardan da dava açıldığı, Dairemizin 13.07.2007 gün ve 4208-3079 sayılı bozma ilamında da bu hususun belirtildiği ve bozmaya uyulduğu halde, anılan suçlardan 5271 sayılı CMUK'nun uzlaşma hükümleri de uygulanarak sonucuna göre, düşme veya mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde dava açılmadığından bahisle, hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2- Yakınanın, 01.05.2008 günlü oturumda zararının giderildiğini bildirmiş olması karşısında, suça konu ziynet eşyalarını satın alanların da zararlarının giderilip giderilmediği araştırılarak sonucuna göre, 5237 sayılı TCK'nun 168. maddesinin uygulanması olanağının tartışılmaması,
3- Sanık K. K. E. hakkında 08.07.2005 gününde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun ile, 5237 sayılı Kanunun 31/3. maddesinde yapılan değişiklikten önce işlenen suçlar nedeniyle, indirim oranının 1/2 olması gerektiği gözetilmeden, 1/3 oranında indirim yapılması suretiyle fazla cezaya hükmolunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Ö. Y. ve K. K. E. savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle istek gibi BOZULMASINA, 15.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy