(765 S. K. m. 497, 499) (5237 S. K. m. 53, 109, 149) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık Z. Y.'ın, önceden telefonda kendisini asker arkadaşı olarak tanıtıp olay gecesi saat 21.00 sıralarında yanında bulunan sanık T. Ç. ve kimliği belirlenemeyen bir kişi de olduğu halde çay içmek için evine gittiği yakınanı silahla tehdit ederek 15 milyarlira para isteyip, evde bulunan 40 bin dolar parasını aldıktan sonra, parayı 15 milyara tamamlaması için kendisini zorla arabaya bindirip sabaha kadar yanlarında dolaştırıp, sabah da borç bulduğu 4 milyar parasını ve daha sonrada bakiye kalan 1 milyar 600 milyon lira parasını alan sanıkların eylemlerinin 765 Sayılı T.C.K.nın 499/1. maddesinin ikinci cümlesinde düzenlenen yağma suçunu oluşturduğu, 765 Sayılı T.C.K.nın 499/1. maddesinde düzenlenen suçun tam karşılığının 5237 Sayılı T.C.K.nda bulunmadığı, 765 Sayılı Kanunun 499/1. maddesinde düzenlenen suç, kişinin irade özgürlüğü yanında, dolaşım özgürlüğüne de yöneldiğinden ve dolaşım özgürlüğünü suçun öğesi olarak öngören bir düzenlemenin de bulunmaması karşısında; eylemin, 499/1. maddenin karşılığı olarak, 5237 Sayılı Kanunun 149/1-a-c-d-h maddelerine göre yağma ve 109/1-2-3-a-b maddeleri uyarınca kişiyi özgürlüğünden yoksun kılma suçlarını oluşturacağı ve 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilmeden, eylemin 765 Sayılı T.C.K.nın 497/2. maddesindeki suçu oluşturduğu ve buna göre de 5237 Sayılı Kanunun 149/1. maddesinin sanıklar yararına olduğu kabul edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması;
2-Kabule göre sanıkların, T.C.K.nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Z. Y. ve T. Ç. savunmanları ile katılan A. A.'ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollaması ile 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 326/son maddesi uyarınca, sanıklara hükmolunacak ceza miktarlarının, 21.9.2004 tarihli hükümle verilen ceza miktarları esas alınarak sanık Z. Y. için 21 yıl 1 gün, sanık T. Ç. için 21 yılı geçemeyeceğinin gözetilmesine, 25.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy