(2709 S. K. m. 40) (5271 S. K. m. 34, 35, 40, 231, 232, 260) (YCGK. 29.05.2007 T. 2007/7-114 E. 2007/113 K.) (YCGK. 01.05.2007 T. 2007/1-93 E. 2007/104 K.) (YCGK. 20.02.2007 T. 2007/5-46 E. 2007/39 K.) (YCGK. 23.12.2008 T. 2008/6-258 E. 2008/240 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY'nın Kararların açıklanması ve tebliği başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hakim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur. şeklinde belirtilmiştir.
CYY'nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar;
Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar... olarak sayılmıştır.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Bilecik Asliye Ceza Mahkemesinin 15.06.2006 tarih ve 2003/180-2006/250 sayılı kararının sanıklar T. B. ve R. A.'a tebliğ edildiği halde, temyiz yasa yoluna başvurulmağı, ancak kısa kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken dair, hükmün tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere
dendiği, hükme karşı başvurulacak mercii, süresi, şekli ve yöntemi açıkça belirtilmediği, Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşku ya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur.
Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2, 5271 sayılı CYY'nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturup yapılan tebliği de geçersiz kılacağından hükmün kesinleşmesini önler. Ancak İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararın da kanun yollarına başvurulacak mercii, şekli, başvuru süresi ve ne zaman başlayacağının yöntemine uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı için sanığın iradesinin yanıltıldığı, gerekçeli kararın da bu açıklamaları içerir biçimde sanıklara yeniden tebliğ edilmediği görüldüğünden, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Bu nedenle hükmün, temyiz hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının bildirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle;
Sonuç: Sanıklar R. A. ve T. B.'nun tebligata elverişli adresleri saptandıktan sonra, anılan kararın, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile usulüne uygun olarak tebliğ edilip, buna ilişkin belge ve sunarlarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına İADESİNE, 08.07.2010 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy