(5237 S. K. m. 141) (5395 S. K. m. 23, 24) (1412 S. K. m. 325) (5320 S. K. m. 8) (5252 S. K. m. 9) (YCGK 18.09.2007 T. 2007/8-125 E. 2007/186 K.)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: 1- Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2002 günlü, 2002/376-1101 sayılı hükümlülük kararını Üst Cumhuriyet Savcısının, suç tarihinde 18 yaşını doldurmayan sanık H. A. hakkında hükmolunan 5 ay 10 gün hapsin para cezasına çevrilmemesi gerekçesiyle süresinde temyizi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09.11.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK. nun 325. maddesi uyarınca hükmü temyiz etmeyen sanık M. K. için de geçerli sayılmasına denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, bozma ilamından sanık M. K. da yararlandırılarak 17.02.2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK. nun 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı konumda olan sanıkların farklı ceza almalarını önlemek ve kararlar arasında çatışmayı önlemektir. Bu açıklamalar ışığında, hükmün, diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasından, hükmü süresinde temyiz etmeyen sanığın yararlanma olanağı bulunmadığı gibi somut olayda da 1412 sayılı CMUK. nun 325. maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı, sanık M. K. hakkında verilen 27.12.2002 günlü, 2002/376-1101 sayılı hükümlülük kararı adı geçen sanık yönünden kesinleştiği, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün ve 2007/125-186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilamı sonrasındaki yargılamanın, hakkındaki hükmün kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü M. K. hakkındaki uyarlama yargılaması ile, genel hükümlere göre yargılama süren sanık H. A. hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,
2- Hükümden önce 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23, 24. maddelerinin sanık Halil A. hakkında uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 01.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy