(5237 S. K. m. 53, 149, 168)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: 1- Oluş, yakınan anlatımları, diğer sanık A. A.'ın müdafi huzurunda hazırlıkta alınan ifadesi ve dosya içeriğine göre; sanık A. Ç. ve suç arkadaşı A. A.'ın yoldan geçmekte olan yakınanın telefonu alıp satma konusunda anlaştıkları, fikir ve eylem birliği içinde, yolda yürümekte olan mağduru durdurup, görüşme yapma bahanesiyle telefonunu aldıkları, kimliği belirsiz bir kişinin olay yerine geldiği, bu kişiyle kavga ediyor izlenimi yarattıkları, mağdurun telefonunu sanıktan istemesi üzerine, suç arkadaşı A. A.'ın mağdura yumrukla vurduğu, sanık ile suç arkadaşının kaçarak, suça konu telefonu beraat eden E. Ö.'e sattıklarının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 149/1, (c), (h), maddesinde öngörülen yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delilerin takdirinde ve suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Sanığın hazırlık soruşturması sırasında yakalandığında; suça konu telefonu sattığı kişiyi ve yeri göstererek iadeyi sağladığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında 5237.sayılı TCK'nın 168 inci maddesinde belirtilen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, telefonu satın alan kişinin zararının sanıkça karşılanmaması nedeniyle, yerinde ve yasal olmayan gerekçeyle 5237 sayılı TCK'nın 168 inci maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
b) Sanığın, TCK'nun 53 üncü maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1 inci Fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3 üncü fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık A. Ç. savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 17.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy