(2709 S. K. m. 76) (765 S. K. m. 494, 522) (647 S. K. m. 4, 6) (5352 S. K. m. 4, 9, 12, 14, Geç. m. 2) (3682 S. K. m. 8) (5271 S. K. m. 223, 309) (2839 S. K. m. 11) (657 S. K. m. 48) (6136 S. K. m. 7)
Dava: Hırsızlık suçundan sanık A.G.'un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 494/2, 522, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4., 6. maddeleri gereğince 100.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve ertelenmesine dair Akkışla Sulh Ceza Mahkemesi'nin 19.04.1995 tarihli ve 1994/13 esas, 1995/9 sayılı kararının infazını müteakip, hükümlünün 19.10.2006 havale tarihli dilekçesi ile yaptığı arşiv kaydının silinmesi talebinin kabulü ile, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesi uyarınca arşiv kaydının adli sicilden çıkartılmasına ilişkin Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17.05.2007 tarihli ve 2007/155 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 12.03.2009 gün ve 2690/14498 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 14.04.2009 gün ve KYB/200979163 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 30.04.2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesi 2. fıkrasında Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasa'nın 76'ncı maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkumiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın veya Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer Asliye Ceza Mahkemesi'nce arşiv kaydının silinmesine karar verilir. şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın eyleminin Anayasa'nın 76. maddesi ile özel kanunların (2839 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu'nun 11. maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesi, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 7. maddesi vb. gibi) kapsamında kaldığı ve 5352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca mahkumiyet hükmünün arşiv kaydından çıkarılmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK. nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.
Karar: Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 10.10.2006 günlü, 2006/186-209 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5352 sayılı Adli Sicil Yasası'nın 4. maddesinde, adli sicile kaydedilecek bilgiler gösterilmiş, 9. maddesinde ise, adli sicil bilgilerinin silinmesi ve bunların arşiv kaydına alınması düzenlenmiştir. Buna göre, adli sicil bilgileri; cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza mahkumiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının gerçekleşmesi ya da genel af halinde Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nce silinerek arşiv kaydına alınacaktır. Görüleceği üzere, adli sicil kaydının silinip, bilgilerin arşive alınması için infazın tamamlanması yeterli kabul edilmiştir.
Aynı Yasa'nın 14. maddesine göre, arşiv kaydındaki bilgilerin silinmesi ile ilgili kararlar üç hakimden oluşan bir komisyon tarafından alınacaktır. 12. maddeye göre arşiv bilgileri ancak, ilgilinin ölümü veya kaydın girildiği tarihten itibaren seksen yılın geçmesi yahut fiilin yasayla suç olmaktan çıkartılması üzerine ya da yasa yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararların kesinleşmesi üzerine silinebilecektir.
Açıklandığı üzere; yeni adli sicil sisteminde, yasanın yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenen suçlara ilişkin mahkumiyet bilgilerinin adli sicilden ve arşiv kaydından silinmesi hususunda mahkemeler yetkili kılınmamıştır. Ancak, önceki ve sonraki yasaların düzenlemeleri farklı bulunduğundan, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlara dair mahkumiyet bilgilerinin adli sicilden silinmesi ve arşivden çıkartılması ayrı bir maddede düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere bakıldığında:
5352 sayılı Adli Sicil Yasasının Geçici 2. maddesinde;
(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve istatistik Genel Müdürlüğü'nce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulu oluşanlar silinir; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Anayasa'nın 76'ncı maddesi ile özel kanun hükümleri saklıdır.
Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanunun 8'inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasa'nın 76'ncı maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkumiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın veya Adli Sicil ve istatistik Genel Müdürlüğü'nün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir. denilmektedir.
Geçici 2. maddenin 2. fıkrasındaki düzenlemeye göre, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlara ilişkin bilgilerden adli sicil arşivine alınanların silinmesine karar verme yetkisi münhasıran mahkemeye aittir. Bu hükme göre mahkemeler, 3682 sayılı Yasa'nın 8. maddesinde öngörülen süreler dolmuşsa veya ertelenmiş hükmün esasen vaki olmamış sayılması koşulları oluşmuşsa adli sicil bilgilerinin arşivden silinmesine karar verebilecektir.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın milletvekili seçilme yeterliliğini düzenleyen 76. maddesinin ikinci fıkrasında, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanların, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemeyecekleri hükme bağlanmıştır.
Bunun gibi çeşitli özel yasalarda,
Örneğin; 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 48, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Yasası'nın 8/h, 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 5/a, 1512 sayılı Noterlik Yasası'nın 7, 7397 sayılı Sigorta Murakabe Yasası'nın 2/b, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Yasası'nın 4/d, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Yasa'nın 10/d maddelerinde, affa uğramış olsa bile, belirli suçlardan mahkumiyet, bazı görevlere getirilmeye ve bir kısım hakları kullanmaya engel olarak kabul edilmiştir. Yine, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkında Yasa'nın, ateşli silah taşıma ve bulundurma yetkisine sahip olanlarla ilgili düzenleme içeren 7. maddesinin 4534 sayılı Yasa ile değişik son fıkrasında da; Ateşli silahla işlenen cürümlerden hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlara; affa uğramış olsalar bile hiçbir suretle ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. denilmektedir. Özel yasalarda yer alan bu hükümler nedeniyle, bu mahkumiyetlerin adli sicil arşivinde muhafazası ve istenildiğinde ilgili kurumlara bildirilmesi gerekmektedir. İşte bu nedenledir ki, 5352 sayılı Adli Sicil Yasası'nın Geçici 2. maddesinde, Anayasa'nın 76. maddesinde veya bazı özel yasalarda sayılan ve affa uğramış olsa dahi bazı görevleri üstlenmeyi veya bazı hakları kullanmayı engelleyen suç ve mahkumiyetlerin adli sicil arşivinden silinemeyecekleri kabul edilmiştir.
Somut olaya gelince;
Hükümlü A.G.'un hırsızlık suçundan 765 sayılı TCY.'nın 494/2. maddesine göre aldığı erteli ağır para cezasının hüküm tarihinden bu yana, adli sicildeki sabıka kaydının silinebilmesi bakımından 3682 sayılı Yasa'nın 8. maddesinde öngörülen sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Bu mahkumiyet Anayasa'nın 76. maddesinde ve diğer bazı yasalarda hakları kısıtlayıcı nitelikte olduğu kabul edilen mahkumiyetlerden olduğu açıktır. Bu durumda, hırsızlık suçuna ilişkin mahkumiyet bilgilerinin adli sicil arşivinden silinmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Ayrıca 5271 sayılı CYY.'nun 223. maddesine göre hüküm çeşitlerinden sayılmakla birlikte, esası çözmeyen adli yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları ile hüküm niteliğinde olmayan yargılamanın durmasına dair kararlar ve diğer hakimlik veya mahkeme kararları CYY.'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca yasa yararına bozulduğunda, kararı veren hakimlik makamı veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılacak, bu kabil kararların yasa yararına bozulmasının ilgililer aleyhine sonuç doğurmayacağı yolunda bir kurala Yasada yer verilmemesi nedeniyle, bu hususa bakılmaksızın yeni bir karar verilecektir. Yerel Mahkeme'nin A.G. hakkındaki mahkumiyet bilgilerinin adli sicil arşivinden silinmesine ilişkin kararı, 5271 sayılı CYY.'nın 223. maddesinde yazılı hüküm türlerine dahil bulunmamakta, niteliği ve hasıl ettiği etki ve neticeleri itibariyle de infaz hukukuyla ilişkili bir mahiyet taşımaktadır. Bu itibarla yasanın 309/4-a maddesi kapsamında değerlendirilemeyecek böyle bir kararın yasa yararına bozulmasının ilgili aleyhine sonuç doğurması mümkündür. Ayrıca kararı veren mahkemece bozma doğrultusunda yeniden bir karar verilmesi de zorunludur.
Sonuç: Bu değerlendirmeler ışığında; hırsızlık suçuna ilişkin mahkumiyet bilgilerinin adli sicil arşiv kaydından silinmesi ile ilgili olarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığından, Kayseri 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17.5.2007 gün ve 2007/155 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK.'nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, Kayseri 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nce yeniden yargılama yapılarak bozma doğrultusunda karar verilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy