(5237 S. K. m. 141, 168)
Dava ve Karar: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Kişi suç işledikten sonra pişmanlık gösterebilir ve suçun işlenmesinden önceki hale döndüremez. Ancak gerçekleştirdiği haksızlığı mümkün oldukça ortadan kaldırabilir. Kanun koyucu bu hali öngörüp TCK. nun 168. maddesindeki yasa normuna yer vermiştir.
Bu bağlamda;
Suç tamamlandıktan sonra failin pişman olması durumunda suç sonunda elde edilen eşyanın iade edilerek veya tazmin suretiyle mağdurun zararının giderilmesi halinde şahsi bir hal olan etkin pişmanlıktan söz edilecektir. Anılan koşul yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifadesi zorunluluğu bulunmayıp söz ve/veya davranışlar yoluyla ifade edilmesi olayın özelliğine göre olanaklı olabilecektir.
Burada suçun fail tarafından ikrarı değil, suç sonunda elde olunanın serbest iradesi ile iadesidir. Fail veya ortağının iade veya tazmini doğrudan mağdura yapacakları gibi mağdura ulaşması muhtemel kişiler aracılığı ile de mağdur veya mağdura ulaşması muhtemel kişilere de yapılması olanaklı olduğu, iadenin kabul edilmemesinin düşünülemeyeceği yasa normu olup yakınanın değişik nedenlerle zararının karşılanmasını istememesi yeterli olmayıp, iadenin, sanığın pişmanlığının etkin bir yansıması olarak ortaya çıkmış olmasını aranmaktadır.
Somut olayımızda, yakınan M. S.'e tutuklu sanıklar E. Y. ve M. K.'nın babaları tarafından zararın giderilmesi amacıyla mayıs ayı civarında para ödemesinin yapıldığını yakınanın 04.12.2008 günlü oturumda ifade ettiği, sanık E. Y. savunmanın da aynı yönde beyanda bulunması karşısında anılan sanıklar yönünden TCY. nın 168. maddesinin uygulama koşulları oluşmasına karşın, soruşturması ayrı yürütülüp yakalamalı aranan sanık G. K. ile yaşı nedeniyle soruşturması ayrı yapılan sanık E. B.'ın, yakınanın zararının tazminine yönelik olumlu bir girişimde bulunmadıkları ve katkı sağlamadıkları, bu nedenle anılan sanıklar yönünden etkin pişmanlığın uygulanma koşularının oluşmadığı gözetilmeden, sadece yakınanın zararını giderilmesine dayanılarak, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulup, sanık E. Y.'nın adli sicil kaydına göre hırsızlık suçundan tekerrüre esas hükümlülüğü bulunduğu halde hakkında 5237 sayılı Yasanın 58/6-7.maddesi ile uygulama yapılmaması karşı temyiz bulunmadığından; 27.02.2009 tarihli oturumda sanık G. K.'nın, 03.06.2008 tarihli oturumda da sanık E. Y.'nın nüfus ve sabıka kayıtlarının okunduğu sanıkların okunan kayıtları doğruladıkları, uyap sisteminden alınan kayıtlar ile imzasız suretleri dosyada bulunan örneklerin aynı olması nedeniyle bozma nedeni yapılmamış ve tebliğnamedeki sanık G. K. yönündeki düşüncede benimsenmemiştir.
Sonuç: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine,toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar E. B., G. K. ile sanıklar E. Y. ve M. K. savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün,eleştiri dışında tebliğnameye kısmen uygun olarak ONANMASINA, 25.05.2011 günü karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy