(7201 S. K. m. 35) (765 S. K. m. 36, 61, 81, 493) (5237 S. K. m. 7, 35, 54, 116, 142, 143) (5271 S. K. m. 151, 253, 254) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2011 tarihli kenar yazısıyla Dairemize gönderilmekle başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Yokluğunda verilen 01.03.2005 tarihli kararın sanığa Tebligat Yasasının 35 inci maddesine göre tebliğ edildiği tarihte sanığın Düzce B Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunun ve yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmış, sanığın temyiz isteğinin yasal sürede olduğunun ve ek kararın yok hükmünde olduğunun kabulü ile 01.03.2005 tarihli ilk karara yönelik temyiz incelenmesinde;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık hakkında 765 sayılı TCY'nın 81/2 nci maddesinin uygulanmasına esas alınan Marmaris Sulh Ceza Mahkemesinin 670-1133 sayılı kararındaki cezanın, Mahkemece karar örneğine yazılan açıklamada tutuklulukta geçirdiği süre karşıladığından kesinleşme tarihi olan 03.12.2001 tarihinde infaz edildiğinin bildirildiği, ancak bu tarihin hükmolunan cezaya göre kuşku yaratıp, Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığının 07.01.2005 tarihini taşıyan yazısında ilam henüz infaz edilmemiştir denmesi nedeniyle, bu durum araştırılarak cezanın yerine getirilip getirilmediği konusundaki çelişki giderildikten sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanığın eylemine uyan 765 Sayılı TCY.nın 493/1, 61, 81/2-3, 36 ncı maddelerine göre cezalandırılmasına karar verilmişse de, hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY.nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1 (gece ise), 35/2, 54; 116/1-4 (gece ise) 5271 sayılı CMK'nın 253-254, 151/1, 5271 sayılı CMK'nın 253-254 üncü maddelerinde öngörülen cezanın türü, alt ve üst sınırlarıyla konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarında uzlaşma hükümleri bakımından anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3 üncü maddeleri ışığında yeniden değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık A. İ. A.'ın temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy