MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozmak, mala zarar vermek
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık ... hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçları nedeniyle verilen hükme yönelik sanık tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
28.03.2013 tarihinde yüzüne karşı açıklanan hükmü 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 310.maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 30.04.2013 tarihinde temyiz eden sanık ...'ün temyiz isteminin anılan Yasanın 317.maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II-Sanık ... hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçları nedeniyle verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı TCY’nin 62/1.maddesinin uygulanması sırasında özgürlüğü bağlayıcı cezanın “2 yıl 2 ay 20 gün” yerine “1 yıl 14 ay 20 gün hapis” olarak belirlenmesi suretiyle, hesap hatası yapılarak sonuçta eksik para cezasına hükmolunması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 326/2. maddesine aykırı davranılması,
2-Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğname gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasındaki yargılama giderlerinin dayanışmalı alınmasına ve 53. maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölümler çıkarılarak, ‘sanıklar için ortak yapılan 37,15 TL yargılama giderinin sanıkların payına düşen oranda ayrı ayrı alınmasına” ve “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-Sanık ... hakkında iş yeri dokunulmazlığını bozma suçu nedeniyle verilen hükme yönelik O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’da iddianamede hangi suçtan dava açıldığının gösterilmesi, sanığın hakkında açılan davada yeterli savunmasını yapması için bir zorunluluk olup, diğer aleyhine açılan davalarında gösterilmesi gerekir. Ek savunmanın ise suç vasfının değişmesi durumunda söz konusu olabileceği de dikkate alındığında, 5271 sayılı CMK’nın 225/1.maddesinde öngörülen düzenlemeye göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği, 04.12.2012 tarihli iddianamedeki anlatım ve nitelendirmeye göre; sanık hakkında sadece hırsızlık suçundan kamu davasının açıldığı halde, iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçundan; 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesine uygun yöntemince açılmış bir dava bulunmadığı, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemle sınırlı olduğu gözetilmeden dava konusu dışına çıkılıp sanığın hükümlülüğüne karar verilerek 5271 sayılı CMK’nın 225/1.maddesine aykırı davranılması,
Uygulamaya göre de;
2-Sanığın TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy