(2709 S. K. m. 40) (5271 S. K. m. 34, 231, 232)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2013 ve 03.04.2014 tarihli tebliğnameleri ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağının, sürelerinin ve şeklinin açıkça gösterilmesi gerekir şeklindeki açık ve buyurucu hükümleri karşısında; İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.12.2005 tarih ve 2005/378 Esas 2005/311 sayılı kararında kanun yolları, süresi, mercii ve şekli açıkça belirtilmediği, kararın sanığın yokluğunda haberdar edilmediği zorunlu savunmanın yüzünde verildiği, zorunlu savunmanın hükmü temyiz etmediği, hükmün sanığa 10.04.2006 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 07.08.2007 tarihinde hükmü temyiz ettiği, mahkemece sanığın temyizi konusunda bir karar verilmediği, sanığın 06.02.2012 tarihinde mahkemeye yeniden temyiz dilekçesi göndermesi üzerine mahkemece 17.04.2012 tarihinde temyiz talebinin reddine karar verildiği anlaşıldığından; sanığın 06.02.2012 tarihli temyiz ile ilgili olarak İstanbul 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 17.04.2012 tarih 2005/378 Esas 2005/311 Karar sayılı temyiz talebinin reddi kararının yok hükmünde ve sanığın 07.08.2007 tarihli temyiz isteminin ise süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 03.06.2004 tarih ve 2004/12471 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın TCK'nın 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCK'nın 253/1, 497/1, 522 (5 kez) 31, 33, 40 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılaması sonucunda 13.12.2004 tarihli karar ile sanığın TCK'nın 497/1, 59. (5 kez) 71, 77 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyizi üzerine Dairemizce 13.07.2005 tarihli ilam ile sanığın eylemlerinin 765 sayılı TCK'nın 499/1-2 maddesindeki suçları oluşturduğu belirtilerek lehe yasa değerlendirilmesi için bozulmasına karar verildiği, bozma sonrasında sanık için savunman atandığı, yargılandığı suçtan tutuklu bulunan sanığın atanan savunmanından haberdar olmadığı gibi sanığın hiçbir aşamada da duruşmalardan vareste tutulma talebinin bulunmadığı gözetilmeden sanığın bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan huzurda bulunan sanık savunmanın beyanı ile yetinilerek hüküm kurulup, 5271 sayılı CMK 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık İ. P.'ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 26.05.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy