(5271 S. K. m. 253, 254, 331) (5237 S. K. m. 43, 53, 62, 106, 110, 125)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar: 5271 sayılı CMK'nın 331/4 maddesi kapsamında, adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği, tebligat adli tatilden önce yapılmış ve sürenin sonu adli tatil içine denk geliyorsa, temyiz süresinin, adli tatilin bitiminden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı, bu nedenle sanık ... müdafiinin 04/08/2016 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek, sanık ... müdafii duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; hükmolunan ceza miktarına göre 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi gereğince duruşmasız olarak yapılan incelemede;
I-)Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
14/04/2011 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen ek 2. madde uyarınca doğrudan verilen 3.000. TL'ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından dolayı doğrudan tayin edilen 1.500 TL ve 500 TL adli para cezasına ilişkin hükümlerin, cezaların türü ve miktarı itibariyle temyizi mümkün bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının tebliğname gibi REDDİNE,
II-Sanıklar .... ve ..., ... ve ... hakkında; nitelikli yağma, sanıklar ... ve ... hakkında; nitelikli yağma ve hürriyeti tahdit, sanık ... hakkında hürriyeti tahdit eylemlerinden verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dosya içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve taktire göre; katılan ... ve ... vekili ile katılan ... İ.'un temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun ve takdire dayalı hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
III- Sanıklar ... ve ... hakkında; hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde,
15.04.2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde yapılan değişikliğin, infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıklar hakkında TCK'nın 125/2 yollamasıyla 125/1, 43/1. maddeleri ile hükmolunan 7 ay 15 gün hapis cezasına TCK'nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken 6 ay 7 gün "hapis cezası" yazılması gerekirken yazım hatası sonucu "adli para cezası" yazılması suretiyle karışıklığa yol açılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafiileri, katılan ... ve ... vekili ile katılan ... İ.'un temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak TCK’nın 62. maddesinin uygulandığı hüküm fıkrasında yer alan "adli para cezası" ibaresinin çıkarılarak yerine "hapis cezası" ibaresinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV- Sanık ... hakkında; nitelikli yağma eylemlerinden verilen beraat hükümleri ile senet yağması, hürriyeti tahdit ve tehdit eylemlerinden verilen mahkumiyet, sanıklar ... ve ... hakkında; nitelikli yağma eylemlerinden verilen beraat hükümleri ile tehdit eylemlerinden verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Oluş ve dosya içeriğine göre, katılanların ticari yönden iş yapamaz hale gelip ekonomik darboğaza girmeleri sonucu alacaklıların baskısından kurtulmak için şehir dışına çıktıklarını öğrenen ve katılanlar ile yoğun ticari ilişki içinde bulunup alacaklı olduğu anlaşılan sanık ...'nun, diğer alacaklılardan önce davranıp katılanlar ile irtibata geçip katılanlar K. ile yeğeni ... ve işletme müdürü mağdur ...'u kılıca benzer bir aletle tehdit ederek işyerinde tutup, suça konu senetleri aldığı, sanık ...'in kardeşi olup ortak iş yapan sanık ... ile sanık ...'in işyerinde çalışan sanık ...'un değişik zamanlarda alacağı tahsil amacıyla katılanı tehdit ettikleri olayda;
1-)Aynı alacağı tahsile yönelik katılanı tahdit eden sanıkların eylemlerinin kül halinde tek bir yağma suçunu oluşturacağı düşünülmeden sanıkların eylemleri bölünerek yazılı şekilde beraat ve mahkumiyet hükümleri kurulması,
2-)Sanıkların aşamalarda katılandan alacaklı olduklarını ısrarla savunmaları, katılanın ise borçlarını ödediğini beyan etmesi karşısında; sanıkların alacaklı oldukları miktar tespit edilip aşkın bir tahsil olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre; yağmanın daha az ceza gerektiren hali olan 5237 sayılı TCK'nin 150/1. maddesinin uygulama olanağının bulunup bulunmadığı yeterince araştırılmadan yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde kararlar verilmesi,
3-)Silahla tehdit ederek katılanlar K. ile ... ve mağdur ...'u işyerinde alıkoyan sanık ...'nun eylemi süresince katılanlar ve mağdurun bedenine ve şahsına zarar verici bir harekette bulunmadığı anlaşılan olayda; sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 110. maddesiyle uygulama yapılıp yapılmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
4-) Kabule göre de;
Sanıklar …. ve ... ile ...'un katılan ...'e karşı gerçekleşen tehdit eylemleri yönünden; hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 106/1-1 cümlesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı, sanık Bekire yüklenen ve TCK’nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olduğundan aynı zamanda da uzlaşma kapsamında kaldığı, bu itibarla sanıklar ile katılan arasında 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri, katılan ... ve ... vekili ile katılan ... İşiyok ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 24/05/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)