(743 S. K. m. 658) (1086 S. K. m. 344, 348)
Mahalli Mahkemesi'nden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı Şuf' a davasına dair karar Davalı vekilleri tarafından süresinde duruşmalı olarak Yargıtay'ca tetkiki talep edilmiş olmakla gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, Şufalı payın davacı adına tescili isteminden ibarettir. Mahkemece; Şufalı payın Davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Tapuda davacı adına müstakil pay kaydı yoktur. Pay kaydı, miras bırakanın Hakkı M. adına olup adı geçen 1950 tarihinde ölmüş ve mirasçı olarak davacı dışında kalan diğer mirasçıları karısı ve çocuklarını bırakmıştır. Mirasçıların hepsi davaya muvafakatlarını bildirmişlerdir. Bu yoldaki muvafakat, Şufalı payın tamamının davacı lehine olarak tescili şeklinde kabul edilemeyeceği ve ölenin terekesi iştirak halinde bulunması sebebiyle Şufalı payın tereke adına tesciline karar verilmesi gerekir. Bundan zuhulle sadece davayı açan lehine tescil kararı verilmesi yolsuz ise de; diğer mirasçıların bu yöne ilişkin temyizleri bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Davalı müddeti içinde verdiği 10.4.1975 tarihli cevap layihasında, hak düşürücü sürenin geçirildiğini ileri sürmüş ve sübut delilleri kısmında (sair deliller)'e de dayanmıştır.
Bu durumda; iştirak hali söz konusu olduğundan, Şufa hakkının süresinde kullanılıp kullanılmadığı hususunda davalının, bütün mirasçılara bir yemin verme hakkı olduğunu hatırlatılması ve sonucuna göre süre hakkındaki anlaşmazlığın çözümlenmesi gerekirken bundan zühul olunması,
Usul ve Kanun'a aykırıdır.
Hükmün 2. bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy